Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Psikoloji / Bilinç, Bilinçaltı ve Bilinçdışı

Powered by free wordpress themes

Bilinç, Bilinçaltı ve Bilinçdışı

Giriş:

Bu kavramların çok çeşitli tanımları vardır; bir tanım diğerini kapsıyor iken diğer tanım bunu dışa atar.

Şimdi, bu kavramlara bir bakalım:

Bilinç

Algı ve bilgilerin beyinde oluşma ve eyleme yol gösterme yetkisi. Zihinsel bir süreç olduğu kadar toplumsal kaynaklıdır ve dille doğrudan bağıntılıdır.

Psikolojide bilinç, kişinin, ruhsal enerjisiyle etkinliklerini, çevresiyle arasındaki ilişkiyi ayırt edişi, duyuşu olarak zihinsel, dilsel, toplumsal olduğu kadar bireysel planda ruhsal bir süreci de dile getirir. Bu anlamda bilinç, belirli bir toplumda yaşayan ve büyük ölçüde o toplumun egemen değer yargılarına göre biçimlenen bir duyuş ve davranış örüntüsüdür.Bir başka deyişle, insanın ruhsal enerjisinin ya da iç dünyanın, temelde düzgün ve tutarlı, toplumun egemen değer yargılarıyla uyumlu bir biçimde dışa vurulmasıdır.

Psikolojide bilinçten ayrı olarak insanda bir bilinçaltı ve bilinçdışı olduğu kabul edilir.

 

Bilinçaltı

Psikolojide kişinin iç dünyasının bilinçdışı olarak adlandırılan süreçleri arasında varolduğu kabul edilen bölgedir. Bu bölge, bir yandan, kişinin hayvansı doğasından devraldığı ama toplumsal evrim süreci içinde uygarlığa geçişle birlikte denetim altına soktuğu birtakım “kaynak”; öte yandan, unutulmuş uyarıların, algıların ve toplumda geçerli genel değer yargılarına ters düştüğü için kişinin açığa vurmayı göze alamayıp bastırdığı, bilincinin dışına attığı arzu ve anıların biriktiği bir “depo” işlevi görür.

Bilinçaltında yatan bu güdüler, arzular, anılar, düşünceler, çoğu zaman bilince çıkmazlar, çıkarmazlar. Çünkü algılanmışlarsa da uyarı-algı-bilinç süreci içinde “gereksiz ayrıntı” sayılarak unutulmuşlar ve belleğin bir köşesine atılmışlardır; bu anlamda bellekte unutulmuş uyarıların, algıların bulunduğu bölüm ile bilinçaltı çakışır. Ancak çok güçlü bir uyan üzerine bellekten/bilinçaltından çıkıp apansız akla gelirler. Ya da kişi, bu güdüleri, arzulan, anıları, düşünceleri benimsediği, dışa vurmak üzere büyük bir istek duyduğu halde çevresiyle ters düşeceği kaygısı içinde sansür eder, bastırır, eş deyişle bilinçaltına atar.

Bastırmayı gerçekleştirmek için harcanan ruhsal enerji ağır basmıştır. Ama bilinçaltının derinliklerinde yatanlar onlara kişinin duyduğu istek ölçüsünde bilince çıkmakta direnirler ve çoğu zaman “bilinç eşiği “ni aşamasalar da eşdeyişle bilinçli bir eylem, davranış biçimi olarak boy gösteremeseler de rüyalarda, dil sürçmelerinde, nevrozlarda kendilerini gösterirler.

Bilinçaltının incelenmesi demek olan ruh çözümlemesinde (psikanaliz) rüyalara, dile, anlatıma verilen özel önem bundan ötürüdür. Kimi düşünceci filozoflar, bilinçaltını “bilinmesi olanaksız” olarak nitelerler. Gerçekte Freud ile birlikte bilinçaltının keşfi yönünde büyük bir adım atıldı ve bilincin bugünkü düzeyinde bilinçaltı tam anlamıyla aydınlatılabilmiş değilse de psikanaliz birçok ruhsal hastalıkların tedavisinde olumlu bir rol oynayabilmektedir.

 

 

Bilinçdışı

Psikolojide kişinin içgüdüsel olarak, alışkanlık ve refleks sonucu yaptığı ve bilincin yönetmediği eylem ve etkinlikleri belirleyen süreç, kişinin iç dünyasında bilinç ve bilinçaltından ayrı ve daha geniş yer tutan bölge. Bilinçdışı eylemler iki kümede toplanabilir;

1) “Organik alışkanlıklar” (soluk alma, kalp atışı vb), “edinilmiş alışkanlıklar” (yürüme vb) ve refleksler (korunma refleksi vb) gibi otomatça olanlar;

2) Normalde bilinçle yapılabilecek oldukları halde doğal ya da yapay olarak bilincin ortadan kalkması sırasında (uyku, sarhoşluk, hipnotizma, uyurgezerlik) oluşanlar.

Bu ikinci tür eylemlerin gerisinde yatanlar, aslında kimi zaman “bilinçaltı” olarak adlandırılan bölgede bastırılmış olarak yer alırlar. Bir başka deyişle, kişinin bilinçaltında sakladığı gizli arzular, niyetler bazen uykuda sayıklama ya da sarhoşluk sırasında taşkınlıklar biçiminde bilinçdışı eylemler olarak açığa çıkarlar.

Bu anlamda bilinçdışı ile bilinçaltı birbirleriyle çok yakından ilintilidir (hatta bazı batı dillerinde günlük kullanımda halk arasında “bilinçdışı” sözcüğü (inconscient, inconscious) “bilinçaltı” sözcüğünün (subconscient, subconscious) yerini almıştır. Ancak bilinçaltı ruhsal bir süreci dile getirirken bilinçdışı sinirsel ve fizyolojik süreçleri içerir. Davranışçılık, Varoluşçuluk gibi felsefe akımları ise bilinçdışı’nın varlığını yadsıyarak bunun yalnızca bir varsayım olduğunu, yalnızca-bilinç alanının tanınabileceğini savunurlar.

Kaynak:

www.nkfu.com

Düzenleme:

Doğa D.

 

Hakkında Doğa D.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc