Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Fizik / Higgs Bozonu: Parçacık Nedir ?

Powered by free wordpress themes

Higgs Bozonu: Parçacık Nedir ?

Yirmi beş yaşındaydı ve Paul Nizan bile yaşamının en güzel çağında olduğunu söyleyebilirdi. 1905’te Albert Einstein yayımladığı beş makaleyle modern fiziğin temellerinin atılmasına katkıda bulunmuş ve maddenin yapısına ilişkin anlayışımızı geliştirmiştir. Cenevrede’ki CERN büyük hadro çarpıştırıcı gibi modern mikroskoplar sayesinde çok küçük mesafeleri araştırma olanağı bulduk. Temel parçacıklar bir yığından başka bir şey olmayan ve bizi çepeçevre kuşatan madde parçaları özellikle küçük ve hızlı hareket eden kuantum nesneleridir.

kk

“Küçüktür bunlar” çünkü gerçekten maddenin en küçük taneleridir. Julia Roberts’ın gözleri ( yaşlı okuyucular açıklama bağlamında içinde kaybolacakları Michele Moargan’un buğulu gözlerini düşünebilirler ) bir yığın kromozomun yani DNA parçalarının birleşmesiyle çeşitli hücrelerden oluşur ve bu DNA parçaları da atomlardan yani fotonların büyük bir hızla sürüklendikleri ve birbirlerine gluonlarla ve W ve Z bozonlarıyla bağlanan kuark yığınlarından başka bir şey olmayan protonları ve nötronları bir araya getiren bir çekirdek çevresinde dönen bir elektron bulutundan oluşan molekül yığınlarıdır. ( Bkz. Şekil 1) Ve Ali Ağa Han’ın Rita Hayworth’a düğün hediyesi olarak verdiği 16 Kg elmas ve dolayısıyla banka hesaplarındaki sıfırların sayısı sizi ürküttüyse ya da öfkelendirdiyse rahatlayın çünkü bu rakamlar tek bir atomun hacmi içindeki olası elektron sayısıyla karşılaştırıldığında gülünçtür. Yaklaşık 10 milyon kere milyar kere milyar ( 10^24) elektron. Ve belki en basit atomun hidrojen atomunun tek bir elektronu olduğunu bildiğimizden mümkün olabilecek tek çözümün maddenin esasen boşluktan oluşmasıdır. Bununla birlikte bu kitapta göreceğimiz gibi bu boşluk Einstein’ın manevi babaları Newton’ın ve Galile’nin kesinlikle kuşkulanmadıkları bir öykünün temelini oluşturur. Bu öykü kuantum mekaniğiyle özel göreliliğin evriliğinin meyvesidir ve öykünün ilk sayfaları Einstein tarafından 1905 yılında kaleme alınmıştır.

sub atomic particles

Kuantumlar çünkü parçacıklar kuantum mekaniğinin kurallarına uyarlar . Siz bir parçacık olsaydınız bu kurallar birçok şeyi yapabilmenizi sağlardı.. Sözgelimi sabah derslerine girmek ve aynı zamanda yatakta sabah keyfi yapmak gibi. Çünkü bir parçacık 24 Aralık gecesi aynı anda bütün şöminelerden inen Noel baba gibi eşzamanlı olarak bütün güzergahları izler. Gerçekten de kuantum dünyasını yöneten Heisenberg eşitsizlikleri deli eder onu ; bir parçacığın hızı ve konumu aynı zamanda tam bir kesinlikle belirlenemez. Birincisi ne kadar kesinlikle değerlendirilirse ikincisindeki belirsizlik de o kadar artar ve tabii ki bunun tersi de geçerlidir. Ve bir parçacığın enerji ve yaşam süresi için de aynı şey söz konusudur.  Δt zaman aralıklarında ΔE enerji dalgalanmaları olabilir ama Δt * ΔE sonucunun Planck sabiti olarak bilinen ve “h” ile gösterilen tümel bir niteliğe üstün olması gerekir.  Bu nitelik tabii ki deneysel olarak büyük bir kesinlikle değerlendirilmiştir ve uçan bir sineğin kinetik enerjisine ve 10^-19 sayısına denk düşer. Dolayısıyla gündelik hayatımızda bu Planck sabiti her türlü fizik nitelikle karşılaştırıldığında olağanüstü küçüktür ama parçacıkların yaşamında durum çok farklıdır.

775px-Elementary_particle_interactions.svg-thumb-615x440-92308

Ve bu parçacıklar “hızlı”dır, ışık hızıyla hareket ederler. Montparnasse metro istasyonu hızlı hareket eden taşıma bantlarıyla ünlüdür (AŞTİ gibi değil ) ; acelesi olan bir yolcunun bu bantlardan birinde boşlukta ışık hızının yarısına eşit bir hızla ( yaygın kullanıma göre “c” harfiyle gösterdiğimiz değer) koştuğunu ve aynı bandın zeminine göre aynı hızla hareket ettiğini düşünün. Bu durumda yolcunun zemine göre ışık hızıyla aynı olduğunu hesaplamak için Politeknik’te okumuş olmaya gerek yoktur. Ve biraz hızını artırdığında ışığın temel taneleri fotonlardan daha hızlı gidebilir. Usain Bolt ve Carl Lewis’in hiç kuşkusuz kıskanacakları bu yolcu ne görürdü bu durumda . 1905’de Einstein’ın akşamları patent bürosundaki işinden eve döndüğünde sorduğu sorulardan biri de budur Hiçbir şeyin fotonlardan daha hızlı olamayacağını biliyordu ve sonunda bu mutlak sınırın klasik mekaniğinin kurallarının değiştirilmesini gerektirdiğini anladı . Doğal olarak bu bantların hızı ışık hızınınkine yakındı, yolcuların Hızlı Treni kaçırmamak için acele etmelerine gerek kalmayacaktı. Dolayısızla kuramsal fizikçilerin sordukları soruların her zaman doğrudan doğruya pratik bir yararı yoktur. Hızlarının toplanmasıyla ilgili bu görelilikçi kurallar ancak zamanın gözlemcinin hızına eşit bir hızla akmaması halinde geçerlidir ; taşıma andının üstündeki hareketsiz gözlemcinin zamanı ve mekanı hareketli gözlemcininkilerle karışır. Özellikle evrensel bir zaman söz konusu değildir, nedensellik kavramı artık basit kronoloji sorununa indirgenemez çünkü fakrlı yerlerde meydana gelen iki olayın düzeni bütün gözlemciler için aynı olmayacaktır. SAdece bu iki olayı birbirinden ayıran zaman mekan aralığının bir kombinezonu aynı olacaktır bütün gözlemciler için ! Özel göreliliğin öteki önemli önerisi evrensel bir üne sahip formülle özetlenmiştir. E=Mc^2  Yani kütle bir enerji biçimidir. Hatta devasa bir enerji . Her saniye güneşte 620 milyon ton hidrojen 615 milyon ton helyuma dönüşür ve bu sırada açığa çıkan enerji miktarı tüketilen bin kere milyar kere milyar 10^21 litre benzine eşittir.

20150624_130655

Buraya kadar sıkılmadan ve gözleriniz yorulmadan okuyabildiyseniz ne mutlu bana…O halde HIGGS bozunu yazı dizimize hoşgeldiniz diyebilirim. Sizlerden ricam Sosyal medyada paylaşmanız..

 

 

Not: yazı dizisi sonunda kaynakları vereceğim.

Hakkında Burak Çankaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc