Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Kimya / Nükleer Enerji

Powered by free wordpress themes

Nükleer Enerji

Nedir?  Nasıl üretilir?
Nükleer enerji denince genellikle fisyon (çekirdek bölünmesi) sonucu açığa çıkan enerji anlaşılır.
(Bir diğer nükleer enerji üretim yolu füzyon’dur, çekirdek birleşmesi; ama füzyon, yıllar süren
çabalara rağmen pratikte ümit vaat eden bir noktaya getirilememiştir.) Bazı izotoplar nötron
yutunca bölünürler ve bölünme ürünleri kazandıkları kinetik enerjiler ile (fisyon sırasında açığa
çıkan enerjinin yedide altısı) olay yerinden uzaklaşmaya çalışırlar. Bu, katının katı içinde hareket
etmesi (etmeye çalışması) demektir; beklendiği üzere ortam çok ısınır. Nükleer enerji sonuçta ısı
enerjisi olarak açığa çıkar.

fisyon_fizyon

Bir de Füzyon nedir göz atalım.

fuzyon

Peki Nükleer Reaktör Nedir ?

Özetle; nükleer reaktör, bir nükleer reaksiyonun (fisyon) kontrollü bir şekilde
gerçekleştirilmesini ve bu sırada açığa çıkan ısının sürekli ve düzenli olarak üretimini; güvenli,
çevreci ve güvenilir bir şekilde sağlamak üzere tasarımlanmış bir makinedir.

Nükleer reaktör bu enerjinin sürekli ve düzenli olarak üretilmesini sağlamak üzere tasarımlanmış bir makinedir. Sürekli ve düzenli üretim için iki şey öncelikle sağlanmalıdır:

1) fisyon reaksiyonunun bire bir (kontrollü bir şekilde) sürdürülmesi

2) üretilen ısının uygun şekilde ortamdan çekilmesi.

 

nukleer-b

how-nuclear-power-plant-work

Bazı izotoplar “fisil”dir, yani yavaş (düşük enerjili, hatta enerjisiz) bir nötron yuttuklarında
büyük olasılıkla bölünürler. Fisil izotoplar nükleer enerji üretiminde baş rolü üstlenirler. Her bir
fisyon sonucu 2 veya 3 nötron açığa çıkar. (Eğer ortamdaki fisil izotop oranı her yeni nötronun
tekrar fisyon yapmasına yol açacak düzeyde ise, birim zamanda gerçekleşen fisyon sayısı çığ gibi
büyür ve kontrolsüz bir enerji açığa çıkışı olur. Kontrolsüz fisyon zincir reaksiyonu atom
bombasının temelini oluşturur.)
Nükleer reaktör ise fisyon reaksiyonunun bire bir gerçekleşmesini sağlamak üzere tasarımlanır;
bunun için her bir fisyon sonucu açığa çıkan 2 veya 3 nötrondan yalnızca birinin tekrar fisyon
yapmasını sağlayacak bir düzenek (reaktör kalbi) oluşturulur. Fazla nötronların fisyon yapmadan
yutulması veya sistem dışına kaçması temin edilir. Böylece birim zamanda gerçekleşen fisyon
sayısı kontrol altına alınmış (sabit tutulmuş) olur ve sürekli ısı üretimi gerçekleştirilebilir.
Fisyonlar sonucu devamlı olarak açığa çıkması sağlanan ısının ortamdan uygun şekilde çekilmesi
de nükleer reaktörün diğer önemli işlevidir. Önceden belirlenmiş bir oranda fisil izotop içeren
nükleer yakıt malzemesi uygun bir geometri içine yerleştirilir ve üretilen ısı bir soğutucu
(çoğunlukla su) ile sürekli olarak ortamdan uzaklaştırılır. Çekilen ısının elektrik üretiminde
kullanılması buhar (veya nadiren gaz) türbinleri ile sağlanır. Buhar (veya sıcak gaz) ile elektrik
üretimi nükleer enerjiye özgü değildir, tipik bir kömür veya doğal gaz santralinde nasıl ise
nükleerde de aşağı yukarı aynıdır. Elektrik üretim sisteminde nükleer reaktör ısı üreteci görevini
üstlenmiştir; yani ısı, kömür veya doğal gaz yakarak değil de fisyon yolu ile üretilir, temel
farklılık budur. *nükleer enerji savunucularının ; nükleer santrallerin çevreye zararlı olmadığı tezi de burdan ileri gelmektedir.

Şimdi bu santrallerin dünya üzerindeki sayılarına bakalım.

Ülkeler

çalışır durumda

yapım aşamasında

Sayı

Üretilen Elektrik ( Mw)

Sayı

Üretilecek Elektrik ( Mw)
Argentina

3

1,627

1

25

Armenia

1

375

Belarus

2

2.218

Belgium

7

5,927

Brazil

2

1,884

1

1,245

Bulgaria

2

1,906

Canada

19

13,500

China

24

20,056

25

24,756

Czech Republic

6

3,884

Finland

4

2,752

1

1,600

France

58

63,130

1

1,630

Germany

9

12,068

Hungary

4

1,889

India

21

5,308

6

3,907

Iran

1

915

Japan

48

42,388

2

1.325

Korea, Republic

23

20,721

5

6,370

Mexico

2

1,330

Netherlands

1

482

Pakistan

3

690

2

630

Romania

2

1,300

Russian Federation

34

24,654

9

7,371

Slovakian Republic

4

1,815

2

880

Slovenia

1

688

South Africa

2

1,860

Spain

7

7,121

Sweden

10

9,470

Switzerland

5

3,333

Taiwan, China

6

5,032

2

2,600

Ukraine

15

13,107

2

1,900

United Arab Emirates

3

4,035

United Kingdom

16

9,243

USA

99

98,476

5

5,633

Total

439

376,931

69

66,125

Bu tablo da yıllara göre nükleer reaktörlerin inşaat grafiğini veriyor.
roman-nuke2

 

 

Kullanılmış Nükleer Yakıt (KNY) :
Reaktörden çıkan KNY’ın yaklaşık % 95.5’i uranyum, % 0.9’u plütonyum, % 3.5’i fisyon ürünü
hafif izotoplar ve % 0.1’i diğer ağır izotoplardan (neptünyum, amerikyum, küryum) oluşur. Yani
orijinal (taze) yakıtın yalnızca yirmide biri değişime uğramıştır ve bu değişime uğrayan kısmın
beşte bir kadarı da nükleer enerji üretimi açısından değerli bir element olan ve doğada
bulunmayan Pu’dan oluşmaktadır. (KNY’taki U’un U-235 oranı binde 8 civarındadır, doğal
U’unkinden birazcık daha fazla. KNY’taki toplam Pu miktarı azdır, ama bu Pu’un fisil izotop
oranı % 65-70 gibi yüksek bir düzeydedir.)
KNY reaktörden çıktığında yanına yaklaşılamayacak (ölümcül) seviyede radyoaktiftir; zamanla
radyoaktivitesi azalır ve 40-50 yıl içinde reaktörden çıktığı zamanki değerin binde birine düşer,
ama çok uzun yıllar (asırlar) insan ve çevre için potansiyel bir tehlike olmayı sürdürür.
Taze nükleer yakıt ve KNY aynı dış yapıdadır (ince uzun metal çubuklar); uzaktan bakınca
hangisinin kullanılmış, hangisinin taze olduğunu ayırt etmek hiç de kolay değildir. Atık olarak
tanımlanan maddeler orijinal yakıtın içinde küçük bir kısım olarak (% 3.6) oluşmuş ve orada
kalmıştır; yani herşey ince uzun metal tüplerin içinde olup biter.

* Nükleer Enerji karşıtı insanların da çevre ve insan sağlığına zararı konusunda en çok dile getirdiği konulardan birisidir.

 

İşte size nükleer atık .

radioactive-waste-storage

Tartışmalar:

Nükleer enerji, günümüzün ve geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kabul görmektedir. Petrol ve doğalgaz‘ın bazı ülkede geniş rezervler halinde bulunması ve bu kaynakların yenilenemez oluşu birçok ülkeyi nükleer araştırmalara ve nükleer enerjiden faydalanmaya yönlendirmiştir. Bugün bakıldığında dünya üzerinde 400’den fazla nükleer enerji santrali vardır ve bunlar dünyanın toplam elektrik ihtiyacının %15’ini sağlayacak kapasitede çalışmaktadılar. Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77’sini nükleer reaktörlerinden sağlamaktadır.

Yetişmiş eleman, atıkların depolanması ve yeterli güvenlik çalışması nükleer santrallerin en önemli sorunlarıdır. Bu nedenlerle bu güne kadar çevreye zarar verebilecek ölçüde büyük 4 tane nükleer santral kazası gerçekleştiği bilinmektedir, açıklanmayan ve gizlenen başka facialar olabilir. Bunlardan ilk 2’si alınan önlemlerle çevrelerine herhangi bir zarar vermediği söylenirken, 3. olarak gerçekleşen Çernobil Faciası doğaya ve insanlara çok feci zararlar verdiği bilinmektedir, 4. Fukuşima Faciası ise Çernobil Faciasını tehlike seviyesi olarak geçtiği belirtilmiştir.

Bu kazalar:

1) 1957 yılında İskoçya’da meydana gelen Windscale kazası; bu kazada reaktörün civarına bir miktar radyasyon yayılmakla beraber ölümle veya akut radyasyon hastalığıyla sonuçlanan bir olay meydana gelmemiştir.

2) 1979 yılında ABD’de meydana gelen Three Mile Island kazası; normal bir işletim arızası, ekipman kaybı ve operatör hatası ile kazaya dönüşmüş, ancak kısmi reaktör kalbi ergimesi meydana gelmesine rağmen reaktörü çevreleyen beton koruyucu kabuğun sayesinde çevreye ciddi bir radyasyon sızıntısı olmadığı söylenmiştir.

3) 1986 yılında Ukrayna’da meydana gelen Çernobil reaktör kazası; tek kelimeyle bir faciadır. Kazanın nedenleri; operatörlerin güvenlik mevzuatına aykırı olarak santralde deney yapmaları sonucunda reaktördeki ani güç artışı ve santral tasarımında derinliğine güvenlik prensibine aykırı olarak, reaktörü çevrelemesi gereken bir beton koruyucu kabuğun inşa edilmemiş olması olarak özetlenebilir.

4) 2011 yılında Japonya’da meydana gelen Fukuşima I Nükleer Santrali kazaları Fukuşima I Nükleer Santrali kazaları 9.0 büyüklüğündeki 11 Mart günü olan 2011 Tōhoku depremi ve tsunamisi sonrasında meydana geldi. Honşu adası açıklarında meydana gelen bu deprem,[6] Japonya’da büyük bir tsunamiye yol açtı. Tsunami Japonyaya çok büyük zarar verdi, ve nükleer enerji santrallerinde arızalar meydana getirdi.

26 Nisan 1986’da Ukrayna’daki Çernobil nükleer reaktöründe meydana gelen patlama ve sonucunda yayılan radyoaktif madde Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’da yaşayan 336.000 insanın tahliyesine, 56 kişinin ölümüne, 4.000 doğrudan ilişkili kanser vakasına ve 600.000 kişinin sağlığının ciddi şekilde etkilenmesine sebep olmuştur [1]. Nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa (Türkiye’de özellike Karadeniz ve Marmara bölgesi) üzerine yayılmış ve Çernobil’den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada radyoaktif parçacıkların İsveç’ten değil Çernobil’den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.

Bunun gibi nedenlerle günümüzde dünyanın birçok yerinde ve Türkiye’de de nükleer karşıtı gruplar oluşmuştur. Bunlardan en ünlüleri; Yeşiller Partisi, Yeşil Barış (Greenpeace), Nükleer Karşıtı Platfom (NKP) Anti-Nükleer Cephe ve bu konuda öne çıkan bireysel tepkilerdir. Nükleer enerji santralı yapılması istenilen Sinop ve Akkuyu‘da ayrıca yerel bazlı nükleer-karşıtı örgütlenmeler de mevcuttur

Nükleer enerjiyi savunanların bazı gerekçeleri :

Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

Çevreyi kirletmez.

Karbondioksit ve karbon monoksit salmaz.

Azot ve sülfür oksitleri salmadığı için asit yağmurlarına neden olmaz.

Ülkenin nitelikli personel sayısını arttırır.

Gelişmişlik kriteri olarak gösterilen 3 büyük teknolojiden biri olduğu için ülke ekonomisinde ciddi bir zenginleşmeye neden olur.

Ülke Uranyum ve Toryum yataklarına sahip ise kaynak bakımından dış ülkelere bağımlı olmaz. (Ülkemiz her ikisine birden sahiptir.)

Risk açısından en düşük tehlike riskine sahip teknolojinin rahatlığını sağlar.

Birim Kilovat başına termik santralar den daha ucuza mâl olan elektrik enerjisi sağlar.

Nükleer Enerjiye Karşı olanların ; Nükleer Enerjiyi Savunanların Söylediği Tezlere Karşı Cevapları : 

“Artık güvenli nükleer reaktörler yapıyorlar.”

Fukuşima nükleer santralinde meydana gelen kaza, güvenli reaktörlerin bir masaldan ibaret olduğunu kanıtladı. Bu kazadan önce Japonya’nın en güvenli santralleri yaptığı iddia ediliyordu. Kaza ile birlikte:

  • Avrupa Radyasyon Risk Komitesi (ECCR) raporlarına göre 200 bin kişi kanser riskiyle karşı karşıya.
  • Deprem olduğu sırada bakım nedeniyle kapalı olan 4. reaktör, atık çubuklarının açığa çıkması nedeniyle sızıntı yaptı.
  • 2. reaktörde deprem sonrası açılan 20 cm’lik çatlak yüzünden onbinlerce ton radyoaktif su denize karıştı. Aradan 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hala sızıntılar devam ediyor.

Üstelik, nükleer santrallerde, rutin çalışma halinde dahi radyoaktif maddeler havaya ve suya salınıyor.

Örneğin, Fransa’nın güneyinde popüler turistik bölgesinde iki nehirde 2008’de musluk sularının içilmesi, yüzmek ve balık tutmak yasaklandı. Sebebi ise Tricastin nükleer santralinden 75 kg’lık radyoaktif maddenin suya karışmasıydı.

“Ekonomik kalkınma sağlayacağız.”

  • Ticari nükleer santraller elektrik üretirler.
  • Giderek artan ilk yatırım maliyetlerinden dolayı bu elektrik pahalı bir elektriktir.
  • Belarus’a göre Çernobil kazası’ndan ortaya çıkan maliyet 235 Milyar Dolar. Bu Türkiye’nin toplam ekonomisinin (GSYİH) üçte birinden daha fazla.
  • 28 yıl geçmiş olmasına rağmen hala her yıl Ukrayna ve Belarus yıllık bütçelerinin %5-9’luk önemli bir kısmını sadece Çernobil giderlerine ayırıyor. (Bu oran oran olarak Türkiye’nin kamu sağlık harcamalarına denk)

“Nükleer santraller yapılmazsa karanlıkta kalacağız.”

Enerji politikaları, hem ihtiyaç hem de bu ihtiyaca bağlı üretimin doğru yönetimiyle belirlenir. Pekçok ileri teknoloji ile enerji ihtiyacı düşürülebilir. Bu ülkenin cari açık dengesini de olumlu etkiler. Ayrıca ortaya çıkan ihtiyaç da rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir enerjilerin dengeli biçimde sisteme eklenmesiyle karşılanabilir. Üstelik şu anda dünyada en hızlı gelişen sektörler rüzgar ve güneş enerjisi sektörleri. Maliyetler hızla düşüyor.

Türkiye’de durum çok farklı. Enerji ihtiyacının ekonomik büyümeden çok daha fazla artması verimsizliğin en önemli göstergesi. Bu ihtiyacı karşılamak için önceleri doğalgaza şimdi de nükleer ve kömür gibi yatırımlara yönelik siyasi destek  öyle bir noktaya ulaştı ki, 2013 yılında Türkiye ihtiyacı olandan daha fazla elektrik üretti. Karanlıkta kalmak bir yana, sektörde gereksiz bir balon oluştu.

Fukuşima kazasından önce Japonya’da 54 reaktör çalışıyordu. Ülkenin elektrik ihtiyacının %30’undan fazlası nükleer santrallerden geliyordu. Kaza sonrası bütün reaktörler denetim için kapatıldı. Bir yıla yakın bir süre Japonya’da nükleer santraller çalışmazken bırakın karanlıkta kalmayı tek bir elektrik kesintisi bile olmadı.

“Tüm dünya nükleer enerji kullanıyor.”

Nükleer enerjinin dünya elektrik ihtiyacını en yüksek düzeyde karşıladığı tarih 1993’tü. Üstelik bu rakam sadece %17 idi. 2012 yılına gelindiğinde bu oran giderek azalarak %10’a düştü. Dünyanın en büyük ekonomileri arasındaki Almanya, Çin, Hindistan ve Japonya şu anda yenilenebilir enerjilerden nükleer enerjiye oranla daha fazla elektrik elde ediyor. Üstelik nükleer enerjinin dünya birincil enerji üretimi içindeki payı sadece ticari üretim sayılsa bile %4,5’i geçmiyor. Ülkelerden örnekler verecek olursak:

  • Japonya nükleer santrallerinin büyük bir kısmını kapattı.
  • Almanya hükümeti 7 santrali kapattı. 2022 yılı sonuna kadar nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesi konusunda karar alındı.
  • İtalya’da nükleer santral kurulması konusu referanduma taşındı ve halkın %95’e yakını nükleere hayır dedi.
  • İsviçre 3 yeni nükleer reaktör planını iptal etti ve 2034 yılına kadar nükleer santrallerini kapatacağını açıkladı.
  • Kuveyt Başbakan yardımcısı Dr. Mohammad Al-Sabah elektrik üretmek amacıyla nükleer güce ve nükleer teknolojiye sahip olma isteklerinden vazgeçtiklerini açıkladı.

“Yenilenebilir enerji pahalı, nükleer enerji ucuz.”

Söküm, atık ve çevresel maliyetler hesaplığında nükleer dünyanın en pahalı enerjisi.

Bugüne kadar nükleer endüstri sadece devlet desteğiyle ayakta durabildi. Devlet mekanizması içinde maliyetlerin bir kısmı saklanabildi. Bugün biyokütle, rüzgar, hidroelektrik enerjileri nükleer enerjiden çok daha ucuz. Güneş enerjisinin ise kısa bir zamanda nükleer enerjiden daha ucuz olması bekleniyor. Örneğin fotovoltaik enerji maliyetleri 2007-2012 arasında %75 oranında azaldı. Nükleer enerjinin ise devlet tekelleri ve teşvikleri ortadan kalktıkça gizlenen pahalı yüzü ortaya çıkıyor.

Türkiye’yi örnek alırsak, Rusya ile yapılan anlaşmaya göre üretilen her kilovatsaat elektrik için piyasa en az 12,5 USD/sent ödeyecek. Oysa bu rakam rüzgar ve hidroelektrik için 7 sent. Güneş enerjisi için ise 13 sent. Üstelik herhangi bir büyük çaplı kaza olursa masrafları kimin karşılayacağı belli değil dolayısıyla kaza maliyetleri hepimizi vergi olarak yüklenecek.

“Nükleer enerji, iklim değişikliğiyle mücadelede gereklidir.”

Nükleer enerji karbon salımını azaltmıyor ve iklim değişikliğini engellemeye giden yolu tıkıyor. Sistem merkezi olarak yapılandırılmaya devam ediyor, bu da baz yükü santrallerine ihtiyacı artırıyor. Kısacası, daha fazla nükleer santral daha fazla kömür santrali demek. Oysa ihtiyacımız olan, yenilenebilir enerjiler, akıllı şebekeler ve enerji verimliliği. 

Enerji sistemini bir kenara bırakıp 2030’da nükleer santrallerin kapasitesi iki katına çıkartıldığını varsaysak bile santraller karbon salımını engellemede pek etkili olmayacak çünkü genel salım miktarını sadece %5 oranında azaltabilecek. Oysa iklim değişikliğini geri dönülmez noktalara ulaşmadan durdurabilmek için  çok daha büyük bir dönüşüme ihtiyacımız var.

11121111_10152958088058423_93288830965801495_n

Resim2

Resim3

Almanya’daki Enerji Üretim Maliyetleri ( 2014 yılı için gri sütun kWh başına , Sarı sütun sağlık ve çevre zararları )

0,,18224884_401,00

Dünyanın geleceği hakkında bir tahmin de şöyle. Tahmine göre Nükleer enerji son bulmayacak fakat yenilenebilir enerji daha da yaygınlaşacak.

_81104073_81039911

Son olarak : Elektrik-Elektronik mühendisi olarak şahsi görüşüm önceliğimizin doğaya ( dünya geleceğine ) zararı olmayan elektrik üretim yöntemleri olmalıdır. Burada yapılan kıyas nükleer mi yenilenebilir enerji mi asla olmamalıdır. Çünkü yenilenebilir enerji tabiki her anlamda daha avantajlıdır. Fakat nükleer santralleri kıyaslamak istersek kömür kullanılan termik ve diğer santraller ile nükleer enerji santrallerinin kıyaslaması olabilir. Temennim tüm dünyanın nükleer silah çalışmalarına ve nükleer enerji çalışmalarına son vermesi fakat bu hayalden öteye gidemiyor. Almanya , Fransa gibi ülkeler ne olursa olsun nükleer santrallerini kapatmayacaklardır ; Rusya’ya karşı onlar güvenceleridir. Hatta Almanya yeşil enerji dediğimiz yenilenebilir enerjiden ürettiği enerjiyi Hollanda’ya satmaktadır. Dibimizde dünyanın en güvensiz santralleri olduğu söylenen Gürcistan ve Bulgaristan nükleer enerji santrallerinin olması ile Türkiye’nin içinde nükleer enerji santrallerinin olmasının bir farkı yoktur. Açıkcası burada ben temkinli yaklaşıyor ne savunabiliyor ne de reddedebiliyorum. Fakat şu bir gerçek ki zamanında yaşanan nükleer santral kazaları ve getirdiği ölümcül sonuçlar beni korkutmakta, insan hayatının, iş güvenliğinin önemsenmediği ülkemizde Nükleer Santral bana endişe vermiyor değil. Önceliğimiz yıl boyunca bize küsmeyen güneş ve rüzgar olmalı, doğalgaz çevrim santrallerinden kurtulmak ve dışa bağlılığı bitirmek için yılda 1 ay güneş gören Almanya kadar yeşil enerjiye yatırım yapmalıyız. Yazıyı elimden geldiği kadar özet geçmeye çalıştım umarım sizlere fayfalı olmuştur. Sevgiyle kalın bilim dostları..

HomerNuclear1

NTV 2011 yılına ait kısa soru ve cevaplar serisi ( eski olduğu için direkt eklemedim çünkü sürekli güncellenen bilgiler mevcut ) :
http://www.ntv.com.tr/arsiv/id/25193840/

Kaynaklar:

https://www.iaea.org/

http://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCkleer_enerji

https://www.euronuclear.org/info/encyclopedia/n/nuclear-power-plant-world-wide.htm

World Nuclear Association, World Nuclear Power Reactors & Uranium Requirements, June
2012, http://www.world-nuclear.org/info/reactors.html

International Energy Agency, OECD, Projected Costs of Generating Electricity, 2010 Edition.

TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A. Ş. Genel Müdürlüğü), Türkiye Elektrik Üretim – İletim

Sevaioğlu, O., Türkiye Elektrik/Enerji Sektörü Raporu, Haziran 2009, Elektrik ve Elektronik

Mühendisliği Bölümü, ODTÜ

http://www.greenpeace.org/turkey/tr/campaigns/nukleersiz-gelecek/greenpeace-neden-nukleere-karsi/

Hakkında Burak Çankaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc