Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Bilim İnsanları / Simülasyon Felsefenin Konusu Mudur?

Powered by free wordpress themes

Simülasyon Felsefenin Konusu Mudur?

Özet: Bu konuyu seçmemin sebebi, bilim severleri ve bazı bilim insanlarını kendi içinde ikiye bölen bir tartışma konusu oluşudur.

*************************

Yazının Tamamı

Bilimsel çalışmalarda simülasyonlardan faydalanırken, bazı bilim insanları konuya “simülasyon felsefenin konusudur!’’ diye bakıyor.

Konuya simülasyon tanımı ile başlamak istiyorum.

Simülasyon; teknik olmayan bir anlamda bir şeyin benzeri veya sahtesi anlamına gelir. Teknik anlamda gerçek bir dünyanın süreci veya sistemin işitilmesinin zaman üzerinden taklit edilmesidir. İngilizce bir kelime olup benzetim anlamına gelmektedir.

Simülasyon felsefenin mi bilimin mi konusu tartışmasından önce, “simülasyon’’ kavramı kendi içinde konulara dağılmaktadır.

  • Fiziksel Simülasyon: Bilgisayar tabanlı fiziksel simülasyonda, bir öğrencinin elverişli ortamda öğrenmesi için fiziksel bir cisim veya tamamen fenomen, ekranda temsil eder. Bu simülasyonun tipik örnekleri: Buzulların hareketi, lens ve prizmalar arası ışığın hareketi veya güçlü çizgileri ile elektrik nakli gibi…
  • İşlevsel Simülasyon: İşlevsel simülasyonlar farklı konumlardaki insanların davranışları ve görüşleri ile bir noktada birleşmelerini sağlar.
  • Yöntem Simülasyonu: Bunlar, bir olay hakkında bilgi verme konusunda fiziksel simülasyonlara benzer. Yöntem simülasyonu genellikle kendi kendine açıkça karar veremediği bir olay hakkında metot veya genel düşünceyi vermek için kullanılır.
  • Prosedürel Simülasyon: Çoğu simülasyonun amacı bir prosedürü oluşturan olayların sonuçlarını öğretmektir. Yaygın örnekleri; performasyondaki seyreklikler kötü çalışan bir malzemeye teşhis koymak veya uzay mekiğini yere indirmek vb.

Şimdiye kadar simülasyon kavramını az çok biliyoruz. Peki bilimde simülasyonun yeri nedir?

Bildiğimiz üzere bir deney tasarısında, bilgisayar oyunlarında, pilotluk eğitiminde ve bunun gibi programların oluşturulmasında simülasyonları kullanıyoruz. Başka bir deyişle ortamı simüle ediyoruz.

Bir örnek olarak İstanbul Bilim Üniversitesi’nde Hibrit Eğitim Modeli geliştirilmeye başlandı ve bununla birlikte tıp öğrencilerine simülasyon dersleri veriliyor.

Örneğin cerrahi uygulamalar – ameliyathane (sanal Laparoskopi ve Arthroskopi) gibi… ve bunun için özel simülasyon laboratuvarları kurulmakta.

Simülasyon kavramına geri dönecek olursak; karmaşık bir sistemin iç yapısını veya karmaşık yapısını bir sistemdeki alt sistemi incelemek için kullanılabilir. Bununla bilgi organizasyon el ve çevresel değişiklikler simüle edilebilir ve modelin davranışı üzerinde bu değişikliklerin etkisi incelenebilir.

Aynı zamanda simülasyon analitik çözüm metodolojisini destekleyen bir bilgi verici araç olarak kullanılabilir.

Konumun çıkış noktasına gelmeden bu kavramla ilgili son bilgimi vermek istiyorum: simülasyonlar, alternatif dizaynların birbirleri ile karşılaştırılmasını mümkün kılar. Gerçek sistemin rahatsız edilmeden, bozulmadan, tehlikeye atılmadan denenmesini sağlar.

Artık asıl noktaya geliyoruz: simülasyon – felsefe ilişkisi…

Bu konuyla alakalı 2003 yılında Nick Bostrom’un Philosophical Quarterly dergisinde “Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyoruz?’’  adlı makalesine göre olasılıklarımız şunlar:

  • İnsan ırkı, üst-insan denilecek bir modele ulaşmadan yok olacak.
  • Herhangi bir üst-insan ırkının kendinden önceki atalarının yaşamının simülasyonunu yapma imkanı olmayacak.
  • Şu an da bir bilgisayar simülasyonunda yaşıyoruz. (Matrix)

(http://www.simulation-argument.com/)

Bostrom olasılıklarına birde şunu ekliyor: “eğer simülasyon ortamındaki (bir) uygarlık yeterince gelişip üst-insan düzeyine ulaşırsa o da kendi atalarının simülasyonunu yapmaya kalkabilir’’ bu işi daha maliyetli hale getirir ve gözlemekte oldukları simülasyon ortamını kapatabilirler (Dünya’mızı). – yani kıyamet!

Elbette bu, yaradılışçı görüşte bağdaşlaşmaya başlayan ucu buna değen bir görüşte olabilir.

Tüm bunlara bağlı olarak melez olasılıklar da üretilebilir. Örneğin içinde bulunduğumuz dünya gerçek içindeki bazı istisnalar simülasyondur. Mozart, Einstein, Atatürk gibi özel insanlar özel simülasyon olabilirler.

Felsefe ve simülasyonun rüya argümanına göre, simüle edilen gerçeklik için fütüristik bir teknolojiye gerek olmadığını, tüm ihtiyacın insan beyni olduğunu ileri sürer. Daha belirgin olarak, zihin REM uykusu sırasında simüle edilmiş gerçeklik oluşturabilme kabiliyetinin bizim kendi gerçekliğimizin simüle edilmiş olmasının istatiksel olasılığı etkilediğini söyler.

Descartes’a göre; “simülasyonun son zamanlarda bilim kurgunun çalışmalarının önemli bir konusu haline gelmiştir.’’

Transhümanizm* çalışmalarıyla Nick Borstrom da bu konu üzerinde durmuştur.

Simülasyon argümanı özellikle transhümanizm alanında akademik tartışmlara neden olmaktadır. (Bostrom, Are You Living In a Computer)

Descartes, işte bu soruyu ‘’Meditations’’ adlı eserinde sormuştur. Ve hipotetik bir şeytanın harici nesneler hakkında yalan yanlış inançlara sevk ettiği senaryosunu kabul etmektedir.

Descartes, vücudu algılanmasının bir rüyanın sonucu mu yoksa şeytan tarafından oluşturulan bir illüzyon mu olduğu üzerinde düşünmüştür. Bunu şöyle açıklıyor:

‘’Zihin, vücuttan ayrı bir özdür, temeli düşünce olan bir özdür.’’

        *Transhümanizm: Transhümanist düşünürler insanın genişletilmiş özellikleri olan ve posthümanizm etiketini hak etmiş varlıklara dönüşeceğini varsaymıştır.

Evrim Ağacı kanalının Youtube yayınına katılan Mete Atatüre’ye simülasyon hakkındaki düşünceleri sorulduğunda, yorumu şu şekilde olmuştur:

“Simülasyon teorisi, yapısı gereği sınanması zor ya da olamaz. Ortaya konulan her deneyde simülasyonun parçaları, parametreler ile ortaya konulabiliyor (konsept olarak). Bu yüzden bu felsefi bir sorun oluyor. ‘Her şeyden şüphe et, bundan da mı şüphe edeyim?’ gibi bir döngü yaratıyor.’’

Aslına bakarsanız bu simülasyon felsefeden hayatın anlamına, oradan çoklu evrenler kuramına kadar dallanıp budaklanıp gidiyor…

Konuyla alakalı kitaplar: Jean Baudrillard – Simülarklar ve Simülasyonlar, Oğuz Adanır – Simülasyon Kuramı üzerine

Filmler: Truman Show, Matrix, Through the Wormhole, Star Trek, Mindwarp

Hakkında elifguzelbey

Ege Üniversitesi Fizik bölümü öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc