Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Psikoloji / Sosyal Düşünce

Powered by free wordpress themes

Sosyal Düşünce

Soru: İnsanlar neden korkunç/kötü şeyler yapar?

Köle sahipleri, naziler, ve daha bir çok suçlu tarih’in vahşet bölümüne işlenmişlerdir. Nasıl oluyor da onlar bu kadar başarılı olabiliyor, diğer insanlar için nasıl bu kadar humanize olabiliyorlar ?

Özet:Biz, çoğu zaman psikoloji’nin ”kapalı” alt alanlarıyla uğraşmışızdır. Örneğin; bilişsel, kişilik ve klinik psikoloji gibi psikolojinin alt alanlarından bazılarıdır bunlar ”bir tek” kişiye ve zihin ile ilgileri daha dolgundur. Sosyal psikoloji, hangi durumun veya olayın gücü üzerine durulduğu, nasıl düşündüğümüzü, bizi neyin etkisi altına aldığını inceler ve bu alt alan belli koşullarda diğer alt alanlar ile ilgilidir.

Sosyal psikoloji sadece insanları anlamak için değildir; neden ve nasıl kahramanca davrandığımız ve neden vahşice davrandığımız ile ilgili ve bunca diğer soruyu cevaplamamızda da yardımcı olabilir. Örneğin; neden nazi Oskar Schindler binlerce yahudi’nin yerine kendini kurtarmak için saklandı ? Şöyle söyleyebiliriz ki; insanlığın vahşiliği ya da mükemmelliği/başarısı hakkında kolay cevaplar  yoktur. Kendimizi doğru yöne koyduğumuzda sıradaki olacak ”olay”sosyal düşünce ile başlar

Giriş

Biz, insanların neden kahramanca veya kötü davrandığını anlamaya çalışırken soru şudur ki; bütün bunları kişilikleri yüzünden mi  yoksa içinde bulundukları durumlar yüzünden mi yaptılar ? Avusturalyalı psikolog Fritz Heider bu sorunun derinliklerine yoğunlaşmıştı. Bundan biraz bahsedelim; teorisi neydi ? nasıl çalıştı ? 

Yükleme Teorisi

Nedensel yüklemelerin kuramlaştırılması Fritz Heider ile başlar. Heider’e göre insanların iki güçlü motivasyonu vardır: dünyayı tutarlı bir şekilde anlama ve çevreyi kontrol etme ihtiyacı. Bu ihtiyaçlardan dolayı, insanlar başkalarının nasıl davranacaklarına yönelik önceden kestirimlerde bulunmak isterler.

Bu “niçin” sorusunu sürme işlemi, her zaman üzerinde düşünülen bir işlem değildir. Sıklıkla insanlar yüklemeyi otomatik bir şekilde, insanlar ve durumlar hakkındaki izlenimlerine dayanarak yaparlar. Bununla birlikte beklenmeyen bir davranışla karşılaşıldığında nedensellik ön plana çıkar. Çünkü olumsuz yaşantılar daha fazla önceden kestirilebilirlik gerektirirler.


 

Biz insanların davranışları çoğu zaman basit gelebilir; davranışı basit ya da durumsal olup olmadığını söylemek şaşırtıcı bir biçimde zor olabilir. Örneğin; bir kişiyi partide dans ederken görüyorsunuz, o belki utangaç bir kişiliğe sahip, ama belkide öyle olmadığını, bütün gece rastgele hareketler üzerinden gittiğini veya bir baş ağrısı gibi daha bir çok olay üzerinden durumsal açıklamalar vardır.

Durumun gücünü hafife ederken kişilik tanımlamasını yanlış belirleyenler olur; buna  Temel Atıf Hatası denir. Tahmin edebileceğiniz üzere, bu tür hatalar başka bir kişinin düşüncelerinin baştan sona kadar yanlış tanımlanmasına yol açabilir. Biz, her gün kişilerin düşüncelerini bildiğimizi sanıp ona göre davranıp sonucunda büyük hatalara yol açabiliriz ya da bunları doğururuz. Örneğin; Bizim siyasi görüşlerimiz sizin düşüncelerinize büyük ölçüde etkili olacaktır; bunun üzerine bizim, kimin dünyayı yöneteceğinden, tembel olmamızdan ve daha bir çok etmenden yargılayabilirsiniz.  1970’lerin sonunda ve 80’li yıllarda psikolog Richard Petty ve John Cacioppo ikili bir süreç geliştirdi; iknanın nasıl çalıştığını anlama teorisi. Kendi, modelin ilk bölümü olarak bilinir. İlk olarak Orta Rota İkna ve insanları ikna etmek, temel düşünmeyi içerir.İkincil olarak Periferik Rota; bu kişi insanları tesadüfi gibi ipuçları, fiziksel çekiciliği veya kişisel bağ kurabilir.

Ama, tutumlarımız, davranışlarımıza etki edebilir. Bu demektir ki; gülümsediğimiz zaman aslında üzücü bir eylem sergiliyor olabiliriz. Bu gibi etkenlerden ne kadar etkilendiğimiz üzerine bir de deney var;

Asch Deneyi

Asch deneyi, 1953‘de yayımlanan insanın karar verme sürecinde, çevresinin etkisinin ne denli önemli olduğunu anlamaya çalışan deneydir. Deneyi Polonya asıllı ABD’li sosyal psikolog Solomon Asch yürütmüştür.

Deneye katılacak olan katılımcılara bir görüş testine girecekleri söylenmiştir. Deneyde tüm katılımcılara bir çift kart gösterilmektedir. Bu kartların birinde biri kısa biri orta ve biri uzun olmak üzere 3 çizgi vardır. Diğer kartta ise tek bir çizgi bulunmaktadır. Deneklere bu karttaki çizginin diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği sorulmuştur.

 

Deneyde katılımcılardan biri hariç diğer hepsi Asch’ın asistanlarıydı ve önceden belirlenen davranışları yapmaktaydılar. Deneyin amacı gerçek deneğin davranışlarının diğer deneklerden ne derece etkilendiğini bulmaktı. Katılımcıların hepsi aynı odada durmakta ve kendilerine kart çiftleri gösterildikten sonra sırayla cevap vermeleri istenmekteydi. Gerçek deneğe ise sıra en son gelmekteydi. Sıra ona gelene kadar denek diğer katılımcıların cevaplarını duymaktaydı. İlk birkaç denemede tüm denekler doğru cevap vermekteydi. Fakat daha sonra gerçek denek dışındaki katılımcılar hep birlikte yanlış cevaplar vermeye başladılar. Cevap sırası kendisine gelen gerçek deneklerden %32’si grubun yanlış da olsa söylediği cevaba katılmıştır.

 

Sonuç; İşte bütün bunlar bir tek etkene bağlı olmuyor ve bunlardan da bir tek olay çıkmıyor; beynimiz, davranışlarımızı, düşüncülerimizi ve daha bir çok kabiliyetimizi etkiler ve bunu bizim düşündüğümden daha çok karmaşık yapar.

 

 

Kaynaklar:

tr.wikipedia.org

CrashCourse

en.wikipedia.org

 

Çeviri ve Düzenleme:

Doğa D.

Hakkında Doğa D.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc