Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Biyoloji / Tümör hücreleri için en çok temel yapıtaşını şeker değil, aminoasitler sağlıyor !

Powered by free wordpress themes

Tümör hücreleri için en çok temel yapıtaşını şeker değil, aminoasitler sağlıyor !

tumor-targets

Kanser hücreleri, kontrolsüz bir şekilde bölünme ve yeni tümör hücresi sürüleri yaratma kabiliyetleriyle ünlü. Hızla çoğalan bu hücrelerin tükettiği yakıtın çoğu bir tür şeker olan glikoz.

Biliminsanları, kanser hücreleri de dahil olmak üzere yeni hücreleri oluşturan hücre kitlesinin çoğunun glikozdan geldiğine inanmaktaydı. Fakat, MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) biyologları meğerse yeni hücre materyali için en büyük kaynağın, hücrelerin çok daha küçük miktarlarda tükettiği aminoasitler olduğunu keşfettiler.

Bulgular, kanser hücresi metabolizmasına bakmanın yeni bir yolunu, biliminsanlarının kanser hücrelerinin büyüme ve bölünme kabiliyetini kesen yeni ilaçlar ortaya çıkaracağını ümit ettiği bir araştırma alanı sunuyor.

Eisen & Chang Kariyer Gelişimi Biyoloji Doçent Doktoru ve MIT’nin Koch Bütünleyici Kanser Araştırma Enstitüsü’nün bir üyesi olan Matthew Vander Heiden şunları söyledi: “Eğer kanser metabolizmasını başarılı bir şekilde hedef almak istiyorsanız, kitleyi oluşturmak için aslında farklı yolların nasıl kullanıldığıyla ilgili bir şeyi anlamanız gerekiyor.”

Vander Heiden 7 Mart’ta Developmental Cell dergisinde yayınlanan araştırmanın kıdemli yazarı. Makalenin başyazarı ise MIT yüksek lisans öğrencisi Aaron Hosios.

 

Yanmak

1920lerden beri, biliminsanları kanser hücrelerinin enerjiyi normal hücrelerden farklı bir şekilde oluşturduğunu biliyorlar. Bu olguya, kaşifi Alman Otto Warburg’tan ötürü “Warburg etkisi” adı veriliyor. İnsan hücreleri normalde, glikozu oksijen gerektiren bir dizi kompleks kimyasal reaksiyon yoluyla parçalayarak bir enerji kaynağı olarak kullanır. Warburg tümör hücrelerinin, oksijen gerektirmeyen ve çok daha az enerji üreten, fermentasyon olarak bilinen daha verimsiz metabolik bir stratejiye geçtiğini keşfetmişti.

Daha yakın tarihte, biliminsanları kanser hücrelerinin yeni hücreler için temel yapıtaşı oluşturmak amacıyla bu alternatif yolu kullandığı teorisini ortaya attılar. Fakat, bu hipoteze gelen bir darbe glikozun çoğunun hücreler için kullanışlı olmayan yan ürün, yani laktata dönüştürülmesidir. Dahası, yeni kanser hücrelerin veya herhangi bir türde hızla bölünen memeli hücresinin oluşumuna tam olarak nelerin girdiği konusunda çok az araştırma mevcuttur.

Vander Heiden şunları söylüyor: “Memeliler bu kadar çok çeşitli gıdalarla beslendiklerinden dolayı, kitlenin hangi kısmına hangi gıdaların katkı yaptığıyla ilgili cevaplanmamış bir soru varmış gibi görünüyordu.”

Tümörlerdekiler de dahil olmak üzere hücrelerin ihtiyaç duydukları temel yapıtaşlarını nerden aldıklarını belirlemek için araştırmacılar kültür tabağında birkaç farklı türde kanser hücresi ve normal hücre üretti. Orijinal moleküllerin nereye gittiklerini takip etmelerine imkan sağlayacak şekilde, bu hücreleri çeşitli karbon ve nitrojen formlarıyla etiketlenmiş besin maddeleriyle beslediler. Ayrıca, mevcut besin maddelerinin her birinin yaptığı hücre kitlesi yüzdesini hesaplamalarına izin verecek şekilde, hücreler bölünmeden önce ve sonra ağırlıklarını ölçtüler.

Hücreler çok yüksek oranlarda glikoz ve aminoasit glutamin tüketse de, araştırmacılar bu iki molekülün yeni hücrelerin kitlesine çok az katkı yaptığını buldu – glikoz hücrelerde bulunan karbonun yüzde 10-15’ine karşılık gelmekteyken, glutaminse karbonun yaklaşık yüzde 10’unu sağlamaktadır. Bunlardan ziyade, hücre kitlesine en büyük katkıyı sağlayanlar proteinleri oluşturan aminoasitler oldu. Bir grup olarak aminoasitler (glutamin hariç) yeni hücrelerde bulunan karbon atomlarının büyük çoğunluğu ve toplam kitlenin yüzde 20-40’ını sağlamakta.

Vander Heiden bulguların başta şaşırtıcı olsa da, hücrelerin çoğunlukla proteinden oluşmasından dolayı mantıklı olduğunu söylüyor:

“Oldukça ekonomik olan, meydana geldiğin maddeyi inşa etmek için daha basit, daha doğrudan rotayı kullanmak. Eğer tuğladan bir ev inşa etmek istiyorsanız, etrafa tuğlaları istif etmek işe çamurla başlayıp yeni tuğla üretmekten daha kolay olacaktır.”

 

Soruyu yeniden odaklamak

Hızla çoğalan insan hücrelerinin neden bu kadar çok glikoz tükettiği gizemine koruyor. Daha önceki çalışmalara paralel olarak, araştırmacılar bu hücrelerce  yakın glikozun çoğunun laktat olarak vücuttan atıldığını buldu.

Hosios “Bu da şu sonuca varmamıza yol açtı; yüksek glikoz tüketimin önemi illa da hücre kitlesi oluşturmanıza izin veren karbon manipülasyonundan değil, örneğin enerji gibi, sağladığı diğer ürünlerden geliyor.” diye konuştu.

Vander Heiden’ın laboratuarı şimdilerde Warburg etkisinin hücrelerin üremesine nasıl yardımcı olduğuna dair daha kapsamlı bir anlayış elde etme peşinde çalışıyor. Vander Heiden’a göre; “Bu araştırma soruyu yeniden odaklandırıyor. Tam olarak Warburg etkisinin hücrelerin glikozu hücre kitlesine yerleştirmesine nasıl yardımcı olduğuyla değil, daha çok daha fazla hücre inşa etmek için hücrelerin aminoasitleri kullanmasına glikoz-laktat dönüşümün neden yardımcı olduğuyla ilgili.”

Çeviri : Yasin Başaran

Hakkında Burak Çankaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ChatClick here to chat!+
zzsdc