İngilizce Nasıl Oldu da Bilim Dili Oluverdi?

İngilizce Nasıl Oldu da Bilim Dili Oluverdi?

Permafrost, oksijen ve hidrojen. Bu kelimeler tamamen bilimsel görünüyor. Ama nasıl olur? Bu kelimeler sırasıyla Rusça, Yunanca ve Fransızca kökenli!

Bugünlerde ise bir bilim insanı eğer yeni bir terim ortaya atacaksa bu genellikle İngilizce olur ya da yeni bir buluş yayımlayacaksa bu da çoğunlukla İngilizce olmaktadır.

Çok da geriye gitmeden, Norveçli May-Britt ve Edvard Moser çiftinin, 2014 Nobel Psikoloji veya Tıp Ödülü ile ödüllendirilmiş olduğunu görmekteyiz. Dahası bu çiftin ödüllü araştırması İngilizce yazılmış ve yayımlanmıştır. Tabi ki bu durum her zaman böyle değildi.

Martin Gordin, bir yazısında dil konusunda, “1900’lerde birisinin sana, ‘Tahmin et bakalım, 2000′ li yıllarda bilimin evrensel dili ne olacak?’ diye sorduğunu farz edin. İlk yapacağınız şey kahkaha atmak olurdu çünkü bilimin tek bir dili olamaz, bilim dili denilen şey Fransızca, Almanca ve İngilizce’nin karışımından ibarettir.”demiştir.

Gordin, Princeton Üniversitesi’nde Bilim Tarihi profesörü ve yakında çıkacak olan Scientific Babel kitabında bilimin ve dilin tarihi ardındaki sır perdesini aralamaktadır.

217787

Kaynak: http://media.a.cdnify.io/jackets/jackets_resizer_xlarge/21/217787.jpg

Gordin’in dediğine göre 1900’lü yıllarda İngilizce, bilimde baskın bir dil olmaktan epey uzaktaydı. O zamanlar, Almanca, bilimin baskın diliydi. Kısacası 20. yy’ın hikayesinde İngilizce’nin yükselişi, gelecek vaat eden ve ‘bilimin iletişim dili’ olarak öngörülen Almanca’nın çöküşü kadar ses getiremedi.

Latince’nin bilimin baskın dili olduğunu düşünebilirsiniz ve evet Latince uzunca bir süre (orta çağın son çeyreğinden 17. yy ortalarına kadar ) Batı Avrupa’ da evrensel iletişim dili olarak kabul görmüştür. Fakat ki daha sonra Latince, önemini kaybetmeye başlamıştır. Latince de bir çok dil gibi, bilim icra edilen eski dillerden birisi olmuştur.

Gordin’ e göre, ilk olarak büyük oranda kendi öz dilinde yayınlar yapan kişi Galileo‘ydu. Galileo, eserlerini İtalyanca yazardı ve daha sonra eserleri bir çok bilim insanının bunlardan faydalanabilmesi için Latince’ ye çevrilirdi.

20. yy’a hızlı bir dönüş yaparsak, ne oldu da İngilizce, bilim dili olarak Almanca’yı tahtından etmiştir?

Gordin, bu sistemdeki en büyük değişikliğin 1. Dünya Savaşı sırasındaki yayınların üçte birinin İngilizce, üçte birinin Almanca ve üçte birinin ise Fransızca – bu yayınların bölgelere göre yayınlanmasına rağmen hala Latince bazı bölgelerde tutunmayı başarmıştı – yayımlaması olduğunu ve bu durumun çok büyük 2 etki tarafından meydana geldiğini söylemektedir.

1. Dünya Savaşı’ndan sonra Belçikalı, Fransız ve İngiliz bilim insanları, Alman ve Avusturya’lı bilim insanlarını boykot etme kararı aldılar. Böylelikle Alman ve Avusturyalı bilim insanları konferanslara çağrılmadı ve Batı Avrupa’daki dergilerde araştırmalarını yayınlayamaz oldular.

Gordin bu durumu, “gitgide artan, bir tarafta bozguna uğratılmış Almanya ve Avusturya toplulukları, diğer tarafta ise genel olarak İngiliz ve Fransızlardan oluşan Batı Avrupa topluluğu bulunmaktaydı” sözleriyle açıklamıştır. Ve ekledi, “işte o zamanlarda, bilimi yönlendirmek ve yönetmek için Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği gibi kuruluşlar kurulmuştur. Bu yeni kuruluşlar İngilizce ve Fransızca olarak çalışmaya başlamış ve kimya biliminin dili olan Almanca, literatürden çıkarılmıştır.”

Birinci Dünya Savaşının ikinci etkisi ise Atlantik’ boyunca Birleşik Devletler’e sıçramasıydı. 1917’lerde Amerika savaşa girdiğinde, toplumda tam anlamıyla bir Alman karşıtlığı almış başını gidiyordu.

Gordin, bu durumun ilginç olduğunu çünkü o sıralarda Birleşik Devletler’ in büyük bir çoğunluğunun hala Almanca konuşuyor olduğunu söyledi. Ohio, Wisconsin ve Minnesota’ da Almanca konuşan birçok insan vardı fakat 1. Dünya Savaşı her şeyi değiştirmiştir.

Gordin o günleri, “Almanca 23 eyalette yasaklandı. Dışarıda, evde, radyoda Almanca konuşmanın yasak olmasıyla birlikte, 10 yaşından küçüklere de Almanca öğretmek yasaklanmıştı.” şeklinde açıklamaktadır.

language111

(Mavi kısımlar, yasaklı bölgeleri temsil etmektedir.)

     kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Prohibition_in_the_United_States

Tabi ki de Yargıtay, 1923 yılında bu ağır yasaları kaldırdı fakat o yasalar yıllarca o bölgelerde hüküm sürdü. Gordin bu yasaların neden olduğu sonuçlardan en büyüğünün, o günlerde Birleşik Devletler’de yabancı dil öğreniminin oldukça düşmesi olarak nitelendirmektedir.

Gordin, “1915’li yıllarda, Amerikalılar da Avrupalılar kadar yabancı dil öğretmekte ve öğrenmekteydi. Bu yasalar yürürlüğe girdikten sonra yabancı dil öğrenimi ciddi anlamda düşmüştür. Soyutlanma (Yalnızlık) 1920’lerde o kadar büyük bir etki yaratmıştı ki, ağır yasalar kaldırıldıktan sonra bile insanlar Almanca’ ya ve Fransızca’ ya ne olup bittiğini düşünme ihtiyacı bile hissetmediler.” dedi.

Bu durum, 1920’lerde 18’li yaşlardaki geleceğin bilim insanı adaylarının yabancı dillerden mahrum kalmalarına neden olmuştur. Aynı zamanda bu Gordin’e göre Amerikan bilimsel kurumlarının dünya üzerinde ağırlığını hissettirmesini sağlamıştır.

Gordin “Ve bir grup insan düşünün ki; yabancı dil konuşmuyorlar, İngilizce ile rahat hissediyorlar, İngilizce okuyorlar, hayatlarını İngilizce ile idare edebiliyorlar çünkü kafalarının içindeki her şey İngilizce oluyor. Bu nedenle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikan merkezli yani İngilizce merkezli bilim toplulukları oluşmuştur.” diye belirtti.

Gordin “Bu dünya tarihinin kanıtları, bilimsel terimlerin içine gizlenmiş şekilde bulunabilmektedir.” diye de ekledi.

Örnek olarak oksijen (oxygen) kelimesini  ele alalım. Bu terim, 1770’lerde Fransız kimyagerlerin ‘yanma’ hakkında yeni teoriler ortaya koyması sırasında türemiştir. Deneylerinde, üzerinde çalıştıkları element için yeni bir kavram üretme ihtiyacı duymuşlardır.

Gordin “Fransız kimyagerler  “oksijen” terimini, Yunanca’daki “asit” ve “yapıcı” terimlerinden almışlar ve bunun nedeni ise oksijenin temelde, asit oluşturulmasında rol oynayan bir madde olduğunu düşünmeleridir. Bu konuda tabi ki de yanılıyorlar fakat ‘asit yapıcı’ dedikleri şeyi, Yunanca’dan türetmişlerdir. Bu da gösteriyor ki, o zamanın Fransız ve Avrupalı bilim insanları, başarılı bir klasik eğitim aldıklarını göstermektedir.” dedi.

İngilizce, “oxygen” kelimesini tamamen Fransızca’dan almıştır. Fakat Almanlar bunun yerine, ‘asit yapıcı’ kelimelerinin her ikisini de kendi dillerine çevirerek ‘asit maddesi’ anlamına gelen “sauerstoff” terimini türetmişlerdir.

Gordin sözlerini, “Yukarıda bahsedildiği üzere, birçok kelimenin Almanca’dan türediğini ve özellikle Almanların Fransızca ve İngilizce kelimeleri Almanca’ya çevirdiğini gördünüz. Şimdi ise bu durum böyle değil. Şimdi, online, transistor, mikroçip gibi birçok kelime direkt olarak İngilizce’den alınmaktadır.Yani insanların, kendi dillerinde ne kadar üretken olabilmeleri ile başka dillerden kelimeler ödünç almaları arasındaki farklarını ve etkilerini bugünlerde daha rahat görebilirsiniz.” şeklinde tamamlamıştır.

Kaynak Metin: http://www.pri.org/stories/2014-10-06/how-did-english-become-language-science

Ana görsel kaynak:  http://www.langology.org/wp-content/uploads/2010/10/language_learning.jpg

Çeviri: brkthegreatest.

Düzenleme ve Revizyon: Şule Selçuk

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
4 kullanıcı tepki verdi
https://twitter.com/brkthegreatest
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Evrim Düşüncesinin Tarihi
  • 3 KASIM 2019
  • 163 görüntülenme
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.