Acı Veren Ses: Havana Sendromu

Muratt
Acı Veren Ses: Havana Sendromu

2016’nın sonlarından itibaren, Küba’da konuşlanan ABD ve Kanada’dan hükümet yetkilileri şok gibi görünen belirti kümelerini rapor etmeye başladı: yüksek tiz bir ses duyulduktan sonra, ani baş ağrısı, baş dönmesi ve karışıklık başlaması. Hastalık yakında “Havana sendromu” olarak adlandırıldı ve yoğun tartışma konularına sebep oldu ve uzmanlar bu durumun sadece psikolojik olduğunu öne sürdüler. Ancak, etkilenenlerin beyinleri sağlıklı insanlarla karşılaştırıldığında farklılıklar olduğunu tespit eden yeni bir çalışma, bu şüpheciliği geri itiyor.

Araştırma, Küba’da yaşayan ve belirtileri rapor eden kişilerin yaşadığı nörolojik problemleri özetleyen aynı araştırma ekibinden önceki bir araştırmaya dayanıyor. Pensilvanya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde radyoloji profesörü ve beyin görüntüleme olan Ragini Verma, “Bu, klinik belirtilerin altında yatan görüntüleme bulgularıdır.” diyor.

Journal of the American Medical Association (JAMA)’da yayınlanan yeni çalışmada henüz belirlenmemiş olguya maruz kaldıktan sonra klinik olarak değerlendirilen 40 kişide beyin işlevinin üç farklı yönüne bakmak için beyin taraması kullanıldı. Beyinlerindeki çeşitli bölgelerin genel hacmine, hareketi düzenleyen ve dengeyi kontrol eden beyincikteki beyin dokusunun ince yapısında ve işitme, görme ve hafıza gibi üst düzey bilişsel becerilere dâhil olan beyin ağlarının bağlantısına bakıldı. Verma, yazarların, gözlemlenen klinik belirtilere dayanarak bu beyin bölgelerini ve ağları seçtiğini belirtti ve ekledi “Beyincikte yanlış bir şey olmalı gibi görünüyordu ve bu bizim hipotezimizi oluşturmaya yardımcı oldu” diyor. Çalışmadaki hastalar ayrıca görsel, işitsel ve hafıza problemleri bildirmiştir.

Bu hastaların beyinlerinden gelen görüntüler, farklı eğitim geçmişlerine sahip iki kontrol grubu ile karşılaştırıldı. “Birincisi, en az bir üniversite derecesi, iyi motor becerileri ve çoklu görev gerektiren işler ile bu topluluğa eşleştirildi. İkincisi geleneksel bir travmatik beyin hasarı kontrol grubuydu,” diyor Verma. Baylor Tıp Koleji’nde nörogörüntüleme uzmanı olan Dorina Papageorgiou, ekibin Küba’da konuşlanan etkilenmemiş hükümet personelinden oluşan bir kontrol grubu kuramadığını söylüyor. Ayrıca, belirtilerin başlamasından önce hastalar için herhangi bir taramaları mevcut değildi, bu da her bir kişi için belirlenmiş bir temele sahip olmalarına ve böylece duruma göre değişiklikleri belirlemelerine izin verecekti.

Analiz, Küba’da konuşlanmış olan hastalardaki beyaz maddenin kontrol gruplarından daha az miktarda bulunduğunu tespit etti (Bu beyaz madde, beyin bölgelerini birbirine bağlayan nöronların bölümlerini oluşturur). Ayrıca beyinciklerinde kontrol gruplarına göre farklılıklar vardı ve beynin işitsel ve görsel ağlarında daha düşük bağlantıya sahiplerdi.

Açıkça, Verma, beyin hacmindeki ve beyincikteki değişiklik kalıplarının, diğer hastalıklarda görülen değişiklik kalıplarından farklı olduğunu söylüyor bir başka deyişle; örneğin travmatik beyin hasarı veya diğer nörolojik koşulları olan hastalarda görülen değişikliklere benzemiyorlardı.

Verma, “Bildiğim kadarıyla, bu hastalar için eşsiz bir şey” diyor. Yeni bir model görmenin çok nadir olduğunu söylüyor.

Bulgular, beyinde klinik belirtiler için potansiyel bir temel oluşturan yapısal ve fonksiyonel değişiklikler olduğunu göstermektedir. Bu, hasta grubunun nörolojik belirtileri değerlendiren ve deneyimlerinin sadece psikojenik olmadığına dair şüpheciliği de içeren, ekibin önceki makalesine gelen bazı eleştirilere karşı atak niteliğindedir. “Klinik unsur beyincikte bir sorun olması gerektiğini söyledi ve görüntüleme beyincikte değişiklikler gösterdi. Bu objektif bir önlem.” diyor Verma.

Bununla birlikte, editörün JAMA’da yayınlanan notuna göre bu çalışmada görülen genel değişikliklerin klinik olarak, hasta fonksiyonunda ne anlama geldiği açık değildir. Louisiana’daki kulak ve denge Enstitüsü’nde bir nörolog (kulağın nörolojik bozuklukları konusunda uzmanlaşmış biri) olan Gerard Gianoli’ye göre iki grup arasındaki değişikliklerin ne kadar önemli olduğu da açık değil. Gianoli, etkilenenlerde iç kulak hasarı gösteren 2018 yılında yayınlanan bir makale ile daha da ikna olduğunu söylüyor. Yeni çalışma, yine de önemli veriler sağlar. “Bu bulmacanın bir parçası ve bir parça bilgi ekliyor”diyor.

Gianoli, bu hastalarda hem beyinde hem de iç kulakta meydana gelen değişikliklere birçok farklı şeyin neden olabileceğini söylüyor ama bu araştırma, ilk tetikleyici hakkındaki soruları yanıtlamıyor. Verma, ne olduğu asla net olmayabileceğini belirtip ekliyor “Eğer bana birşey olup olmadığını soracak olursanız, buna cevabım ‘evet’ olurdu, lakin bu bize nasıl ve neden olduğunu söylemiyor.”


Haberin Aslı: https://www.popsci.com/havana-syndrome-brain-changes-mri/

Çeviren: Murat Sağmak

Düzenleyen: Ümit Sözbilir

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
0 kullanıcı tepki verdi
Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğrencisi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.