Evrimsel Sürecin Mirasları: Körelmiş Yapılar

Erkan Çekiç
Evrimsel Sürecin Mirasları: Körelmiş Yapılar

Canlılar; zamanla, nesiller atlarken değişim geçirirler. Bunu -evrimleşmeyi- zaten görebiliyoruz. Evrim dediğimiz bu kademeli geçişin çeşitli mekanizmaları vardır (cinsel seçilim, yapay seçilim, genetik sürüklenme vs.) ve bunlardan bir tanesi de biliyoruz ki doğal seçilimdir. (Evrimin mekanizmalarını daha detaylı bir şekilde başka bir yazıda işleriz.)

Doğal seçilim evrimin en önemli mekanizmalarından birisidir.

 Ve yine biliyoruz ki canlılarda yeni bir özellik ortaya çıktıktan sonra canlıya hayatta kalması ve üremesi için bir avantaj sağlıyorsa bu özellik yeni türlere aktarılır ve desteklenir (doğal seçilim elemez). Yavru döllerde bu özellik ortaya çıkar ve yine aynı şartlarda desteklenirse bu özellik artık o popülasyonun sabit özellikleri arasında olur. Bugün elimizdeki verilere bakarsak bu ve çeşitli mekanizmalarla evrim, milyonlarca yılda milyonlarca tür ortaya çıkarmıştır ve çıkarmaktadır.

Evrim Ağacı

Yani canlılar zaman içerisinde yeni özellikler, yeni organlar geliştirebilir ve geliştirmektedir. Ama evrimsel süreç her zaman ‘’yeni özellikler ekleme’’ şeklinde işlemez, aralarda elemeler de yapar çünkü canlıların hayatta kalması ve üremesi yolunda enerji tasarrufu çok önemli bir kriterdir. Gereksiz enerji harcaması bireye kısa ya da uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilir. Zaten canlılar, entropi gibi son derece katı bir doğa yasasına karşı koymak için yaşamlarının tüm zamanlarında sürekli enerji harcamaktadırlar bu yüzden bütün canlılarda enerji tasarrufu hayatidir. Dolayısıyla canlılar doğası gereği gereksiz enerji harcamaktan kaçınırlar bu evrimsel süreçte de böyledir. (Buna evrim ekonomisi denir.)

Sözün özü; canlıların artık kullanılmayan, herhangi bir avantaj sağlamayan organları evrim ekonomisi dediğimiz bir mekanizma ile elenir buna da organların körelmesi denir.

Ancak körelen organlar tamamen yok olmazlar. Tamamen işlevsiz bir kalıntı olarak kalabilirler (balinaların arka bacak kemiklerinin kalıntıları tamamen işlevsizdir) ya da yeni görevler üstlenebilirler (insanlardaki kuyruk sokumu kemiğine bazı kaslar tutunabilir). Yani organlar da tıpkı canlılar gibi evrimleşirler, yepyeni özellikler kazanabilirler. Zaten bu üst düzey tasarruflu sistem sayesinde canlılar organizasyonlarını sürdürebilirler. Canlılık dediğimiz fenomen hala anlamakta zorluk çektiğimiz düzeyde karmaşıktır.

Körelen organ ve yapıların sayıları o kadar fazladır ki bunu tek tek burada sıralamamız mümkün değildir. Ama elbette bazı örnekleri inceleyebiliriz.

1. Balinaların Arka Bacak Kemiklerinin Kalıntıları

Denizde yaşamalarının aksine balinalar (Cetacea) memeli hayvanlardır. -Bunu lise biyoloji derslerinden de hatırlıyor olabilirsiniz.- Yani milyonlarca yıl önceki ataları denizden karaya çıkmışlardır ancak balinalar tekrar suya uyum sağlamışlar ve denizlere tekrar dönmüşlerdir. Ve bu evrim sürecinde karalarda yaşamış olan dört bacaklı atalarının miraslarından olan arka iki bacaklarını -körelme yoluyla- kaybetmişlerdir. (Balina evriminde kısaca bu şekilde bahsedebiliriz.) Bugün balina iskeletlerinde körelmiş ve işlevsiz olan bu kemikleri evrimin izleri olarak görmekteyiz.

Balinaların dört bacaklı memeli atalarından kalan körelmiş pelvis ve femur kemikleri.

2. İnsanlardaki Apandis Yapısı

İnsanlarda apandis organının günümüzde önemli bir işlevi bulunmamaktadır ve insanlar apandis olmadan da yaşayabilirler. Apandisin atalarımızdaki işlevi hakkında çeşitli fikirler mevcuttur ancak genel kanı selülozun sindiriminde kullanıldığıdır. Yaklaşık 2,5 milyon yıl önceki insan türlerinden Homo Habilis‘in ve yakın atalarımızın ot ağırlıklı diyetten et ağırlıklı diyete geçişi apandisin körelmesi için önemli bir basamak olarak kabul edilmektedir. Apandis insan popülasyonunda çok sık arıza çıkaran bir yapıdır ve ameliyatla (Apendektomi) alınabilir. Günümüzde bu yapı tamamen işlevsiz sayılmamakla birlikte apandisin vücut savunmasına katıldığı düşünülmektedir.

Apandis kalın bağırsağın son kısmında bulunur.

3. İnsanlardaki Yirmi Yaş Dişleri

İlk insanların ot ağırlıklı beslendiğinden bahsetmiştim. Bitkilerin ve selülozun sindirimi zordur bu yüzden atalarımızın sindirimi iyi yapmaları için besinlerin iyi öğütülmesi gerekiyordu bu yüzden üç tane azı dişleri bulunuyordu. Ancak daha önce bahsettiğim gibi atalarımızın etçil diyete daha çok önem vermesinden sonra (bitkiye göre daha kolay sindirilen besinlerin tüketimi) ve kafatasımızın -yani beynimizin- büyümesiyle çenemiz küçülmeye başlamış; bu da üçüncü azı dişleri olarak adlandırılan yirmi yaş dişlerinin körelmesiyle sonuçlanmıştır. Günümüzde yirmi yaş dişleri; çıkarken ağrı oluşturmaları, anormal şekilli olabilmeleri, diğer dişlere kuvvet uygulayarak pozisyonlarını etkilemeleri gibi nedenlerle insanlar için sorun teşkil etmektedirler. Bu nedenle bu dişlerin çekim işlemleri sıklıkla yapılmaktadır.

Körelmiş yapıdaki üçüncü azı dişlerimiz.

4. İnsanlardaki Kuyruk Sokumu Kemiği (Os Coccyx)

Yaklaşık 22 milyon yıl önce insan ve bazı kuzenlerinde kuyruğa olan ihtiyacın azalması nedeniyle kuyruk kaybolmaya başlamıştır. Kuyruk sokumu kemiğinin asıl işlevi kuyruğun tutunması olmasından ötürü evrimsel süreç içerisinde kuyruğumuzu kaybetmemizle kuyruk sokumu kemiğimiz de körelerek bugünkü halini almıştır ama bugün tamamen işlevsiz değildir, bazı kaslar bu kemiğe tutunurlar.

Kuyruk Sokumu Kemiği (Os Coccyx)

5. Uçamayan Kuşların Kanatları

Kuşların çoğunun en belirgin özelliği uçmaktır. Ancak bazı kuşlar evrimsel süreçleri esnasında uçma yetisini kaybetmiş ve bu kuşların kanatları körelmiş organlar olarak kalmışlardır. Mesela penguenlerin kanatları uçmaya yaramaz ama bu hayvanlar suya uyum sağladıkları için kanatları yüzmeye avantaj sağlayacak şekilde evrimleşmiştir. Keza devekuşları da benzerdir, bu hayvanların kanatları koşma sırasında dengeyi sağlamak üzere evrimleşmiştir. Elbette bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Penguenlerin kanatları yüzgeç işlevi üstlenecek şekilde evrimleşmiştir.

6. Karanlık Bölgelerde Yaşayan Bazı Hayvanların Kör Gözleri

Bazı canlıların ataları aydınlık ortamlarda yaşarken kendileri çevrenin baskısı altında zifiri karanlıkta yaşamak zorunda kalmıştır ve buraya uyum sağlamışlardır. Ve evrim ekonomisi gereği biliyoruz ki gereksiz enerji harcaması canlılar için olumsuz sonuçlar doğurabilir dolayısıyla işe yaramayan yapılara enerji aktarımı yapılmamalıdır. Dolayısıyla bu uyum sağlama sürecinde bu hayvanların gözleri işlevsiz hale gelmiştir. Meksika kör mağara balığı (Astyanax mexicanus) bu duruma en güzel örneklerden birisidir.

Meksika kör mağarabalığı (Astyanax mexicanus)

7) İnsanlarda Kılların Diken Diken Olması

İnsanlarda; korkma, üşüme gibi vücut için stres oluşturacak durumlarda kılların diken diken olması şeklinde bir davranış bulunmaktadır. Bu davranış atalarımız için son derece önemliyken günümüzde işlevi yoktur ve evrimin kanıtı olarak bize göz kırpmaktadır. Çünkü artık bizim atalarımız gibi kürkümüz yoktur. Mesela üşüme anında kıllar yani kürk kabarır ve ısı yalıtımı sağlanarak ısı kaybı engellenmeye çalışılır. Korkma veya tehlike anında yine kürk kabararak daha büyük ve güçlü görünüm kazanılır ve düşmana ”bana yaklaşma yoksa sen zararlı çıkarsın” mesajı verilmeye çalışılır. (Diğer örneklerin aksine bu örneğimiz organ değil bir davranıştır.)

Halk arasında ”tüylerin diken diken olması” şeklinde bir deyim bulunmaktadır ancak insanlarda tüy bulunmaz, kıl bulunur. Tüy, kuşlar sınıfına ait bir özelliktir.

Canlılarda körelmiş yapıların sayıları hepsine değinemeyeceğimiz kadar fazladır. Ben sadece başlıcalarına değinmeye çalıştım. Bunların dışında onlarca körelen yapı mevcuttur. Örneğin; insanların ön kolundaki palmaris longus kası, yine insanların ayağındaki plantaris kası, köpeklerin 4. ve 5. parmakları, bazı yılanlardaki kalça ve bacak kemikleri, insan türünün erkeklerindeki meme ucu, karahindiba bitkisinin çiçek ve polenleri, insanlarda bulunan üçüncü göz kapağı (plica semilunaris), insanlardaki Darwin’in noktası, bazı uçamayan böceklerin kanatları vs. Söylediğim gibi doğada buna çok fazla örnek vardır. Canlılık akıl almaz çeşitliktedir. Evrim adeta, milyonlarca yıllık ihtişamlı eserlerini bize sunmuş gibidir. Biz de insan türü olarak bilim çalıştıkça yeni şeyler öğrenmeye devam edeceğiz.

KAYNAKLAR:

https://evrimagaci.org/korelmis-organlar-nedir-neden-korelirler-neden-hala-canlilarda-bulunurlar-260

https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6relmi%C5%9F_yap%C4%B1lar

http://www.nationalgeographic.com.tr/makale/kesfet/kor-balik-gozlerini-nasil-kaybetti/2588

Düzenleyen: Barış Bayraktar

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
2 kullanıcı tepki verdi
Tıp Fakültesi öğrencisi; Biyoloji, Evrim, Zooloji, Tıp, Fizik tutkunu. Bilinebilecek her şeyi bilmek isteyen sıradan bir hekim adayı.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Evrim Düşüncesinin Tarihi
  • 3 KASIM 2019
  • 161 görüntülenme
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.