Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Psikoloji / Akıl Hastalıklarından Muzdarip Olan Ünlü Sanatçılar (Bölüm 3)

Powered by free wordpress themes

Akıl Hastalıklarından Muzdarip Olan Ünlü Sanatçılar (Bölüm 3)

Caspar David Friedrich (1774-1840)

Friedrich, 5 Eylül 1774′de halen İsveç’in yönetimi altında olan Pomeranya’da bulunan Greifs-wald’da doğdu. Mütevazi bir ailenin on çocuğundan altıncısıydı. Melankolik bir sanatçı olmasının en önemli nedeni, çocukluk yıllarında geçirdiği acılardır.
Friedrich, henüz yedi yaşındayken annesini kaybetti. Onüç yaşındayken bir gün ağabeyi Christoph ile birlikte paten yaparken Christoph buzlar arasında kayboldu.
Yıllar sonra  Friedrich, kendisinin yoğun ve duygusal odaklı manzara resimleri çehresini değiştirdi ve romantik hareket Vakfı’nın bir üyesi oldu. 1798′de Dresden’e gelen sanatçı, o yıllarda daha çok perspektife önem vererek mimari planlar ve antik bina kabartmaları yapmaktaydı.
Doğaya düşkün olan Friedrich’in tablolarında Pomeranya ormanları, Harz dağları, Kuzey Denizi kıyıları veya Rügen Adası’ndaki beyaz kayalar sık sık görülmektedir. Sanatçı, aynı yıllarda sepya rengi ve suluboya eserler de vermeye başladı.

Yaratıcılık gücünün doruğuna ulaşan Friedrich, 1835 yılına dek verimli sonuçlar alarak yeni eserler meydana getirmeye devam etti.  Bu andan itibaren sanatçıda psikolojik bir düşüş görülmeye başlanmıştır. Klinik depresyon ile iyice düşen Friedrich, Halkın ve yorumcuların anlayışsızlığı, karısının ihanetinden şüphelenmesi sanatçıyı melankolik, her zamankinden daha içine kapalı, yalnız bir adam haline getirdi.
1835 yılında bir beyin kanaması da geçiren Caspar David Friedrich, 7 Mayıs 1840′da hayatını kaybetti.

Jackson Pollock (1912-1956)

Jackson Pollock 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındadır. Damlatma tekniği (drip painting) ile boya karıştırma, fırça kullanımı gibi alışılagelmiş uygulamaları bir kenara bırakmış, yere serdiği devasa boyutlardaki tuval bezleri üzerinde hareket ederek boyayı dökme, damlatma, fırlatma suretiyle sonradan aksiyon/hareket resmi adı verilen resimler yapmıştır. Bu özelliğinden ve ‘kötü adam’ imajından ötürü Jack the Dripperlakabıyla da anılmıştır.
 1951’den sonra koleksiyonerler ve galerilerden daha değişik resimler yapması için baskılar gelmeye başlamış, bu baskılar karşısında Pollock’un varolan alkol sorunu daha da büyümüş, bipolar bozuklukta ayrıca seyir etmiştir.  Bunlara bağlı olarak resimleri karanlıklaşıp, figüratif öğeleri de kapsamaya başlamıştır.

Adolf Wolfli (1864-1930)

Paranoid şizofreni tanısı konulan Wölfli, hastaneye yatırılmasından 4 yıl sonra resim yapmaya başlar. Ölümünden sonra kara kalem ve renkli kalemlerle yaptığı resim ve desenler satılmaya başlanır.

 

Kısa süre sonra da adına bir vakıf kurulur. Eserleri de İsviçre’nin Bern Sanat Müzesi’nde korunmaya alınır. O dönemde şizofreni hastalarının sanatçı olamayacağına inanılırmış. Fakat daha önceden eğitim almayıp da, hastanedeki çalışmaları sonrasında şaşırtıcı eserler ortaya çıkaran hastalar bu fikri değiştirmiştir.

Edward Dayes (1763–1804)

Edward Dayes,  İlk yıllarda William Pether üstünde çalışmış, daha sonra  Waltham Cross ve Canterbury‘nin portrelerini gösterdikten sonra Kraliyet akademisinde sergilemiştir. Sonraki üç yılda da minyatürleri ve manzara resimleri sergilenmiştir. Akademi’de ölümüne kadar düzenli olarak eserlerini sergilemeye devam etmiştir. Toplamda 64 eser sergilenmiştir.

Göller bölgesi ve Daller olmak üzere İngiltere’nin çeşitli yerlerinde doğadan esinlenmiştir ölümüne yakın, eserleri soluk renkler almaya başlamıştır. Dayes, eserlerinin bir çoğunda figürler ile çalışmıştır. Mayıs 1804 sonunda intihar eden Dayes’in Bipolar bozukluğu olduğu düşünülmektedir.

Claude Monet (1840-1926)

Claude Monet, eserlerini sanat hareketinin İzlenimcilik, hafif ve doğal formları esir alma ile ilgili bir ad veren  ünlü bir Fransız ressamdır. Monet, 14 Kasım 1840 Paris, Fransa’da doğmuştur.

 

Bir süre sonra Academie Suisse kaydolmuş ve 1874 yılında bir sanat sergisinden sonra bir eleştirmen Monet’in eserlerini aşağılayıcı bir biçimde ”izlenimci” , ”gerçekliği olmayan” ve ışık tonlamaları ile ilgili eleştirileri yapmıştır. Bundan sonra Monet klinik depresyon, yoksulluk ve hastalıklar ile yaşamı boyunca mücadele etmiştir.

 

 

Kaynaklar:

www.ressamlar.gen.tr/

www.artble.com/

www.findingoptimism.com/

tr.wikipedia.org/

www.milliyet.com.tr/

en.wikipedia.org/

www.biography.com/

Çeviri ve Düzenleme:

Doğa D.

 

Hakkında Doğa D.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir