Anasayfa / Biyoloji

Biyoloji

Beynin Hafızası Nasıl Arttırılır?

Özet : Hafızayı arttırmak için dışarıdan bir etki yapılabilir mi? Yapılabilirse nasıl bir etki oluşur? Bu makalede epilepsi hastalarının beyin içine implant uygulamasıyla başlayan deneyler ve sonuçları yer almaktadır. ********************************* Konu kara kutular olduğunda insan beyninden daha karanlık olanı yoktur. Beynimizin gri maddesi oldukça karmaşık olup kendisini anlamakta zorluk çekiyoruz. Eğer kendi beynimizi açamıyorsak belki makineler bunu bizim için yapabilir. Nature Communications dergisinin son sayısında, Pennsylvania Üniversitesi’nde Psikolog Michael Kahana tarafından yönetilen araştırmada araştırma görevlileri, makine öğrenmesi algoritmalarının(bilinmeyen derecede anlaşılmaz sistemler) insan hafızasının kodunu çözmek ve hafızayı arttırmak için kullanılabileceğini gösterdiler. Nasıl mı?  Tam zamanlı elektrik atımlarının beyne iletilmesini tetikleyerek. Araştırmacılar, diğer bir …

Devamını Oku »

Renkleri Koklamak, Sayıları Tatmak: Sinestezi

Özet: Sinestezi, sözlükte ‘’duyum ikiliği, birleşik duyu’’ olarak geçer. Duyuların birlikte algılanması ya da birbirine karışması durumu olarak tanımlanır. Sinestezi, doğum sırasında beynimizde bize bir yaşam boyunca yeteceğinden çok daha fazla sayıda bulunan nöron arası bağlantıların normal insanlarda zamanla yok olurken, sinesteziklerde bu bağlantıların yok olmamasından kaynaklanır. Sinestezik hastalarda beyin, duyduğu sesleri zihinde görsele çeviriyor, gördüğü şeyleri ise seslere dönüştürerek algılanmasını sağlıyor. Kısaca seslerin koklandığı, şekillerin tadıldığı ve renklerin duyulduğu bir mekanizmadan söz edebiliriz. ************************************ Sinestezik kişilerde bir duyunun algılanması, başka bir duyunun da algısını tetiklemektedir. Böylelikle iki ya da daha fazla duyunun algılanması birlikte olmaktadır. Sinestezi hastalığı sonradan kazanılan sinestezi …

Devamını Oku »

İlacı Doğrudan Beyne Nakleden Çok İnce İğne!

Özet : Araştırmacılar kıl kadar ince iğneler içeren birçok tüpten oluşan bu cihazı kullanarak, ne kadar ilaç verildiğini ve nereye gittiğini muntazam bir şekilde takip ederek beynin derinliklerine bir ya da daha fazla ilaç verebilirler. Minyatürize edilmiş bu sistem beynin belirli bölgelerini etkileyen nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. ******************************************** Yazının Tamamı : MIT’teki araştırmacılar 1 milimetre küplük beyin bölgelerine küçük miktarlarda ilaç verilmesini sağlayan bir sistem geliştirdiler. Araştırmacılar böyle hedefe yönelik dozaj vermenin beynin geri kalanının normal işlevine müdahale etmeden, sadece beynin belirli kısımlarını etkileyen hastalıkların tedavisini mümkün kılacağını söylüyorlar. Araştırmacılar, kıl kadar ince iğneler içeren birçok tüpten oluşan bu cihazı …

Devamını Oku »

Birtakım video oyunlarında iyi olmak zekanın işareti olabilir!

Özet: İngiltere’deki York Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışma bazı video oyunları ile zekâ arasında bir bağlantı buldu. Ancak bu bağlantı video oyunu oynamanın insanı daha zeki yaptığı anlamına gelmiyor. ****************************************** Yazının Tamamı: Bir çalışmada bazı video oyunları ile zekâ arasında bir bağlantı bulundu ancak araştırmacılar bunun video oyunları oynamanın insanı daha zeki yaptığı anlamına gelmediği üzerinde ısrarla durdular. Bu çalışma İngiltere’deki York Üniversitesi tarafından yürütüldü ve sonuçlar PLOS ONE dergisinde yayımlandı. Çalışma iki kısımdan oluşuyordu. İlkinde 56 katılımcı (51 tanesi ortalama yaşı 20.5 olan erkek) bulunuyordu. Araştırmacılar katılımcıların strateji oyunu olan League of Legends’taki performansları ile psikometri test skorlarını karşılaştırdılar. …

Devamını Oku »

UUİ’de hangi bakteriler yaşıyor?

Herkesin evinde, sayısızca “alt kiracı” vardır: renkli bakteri toplulukları, yaşam alanımızın her bir köşesini kaplarlar. Peki bu durum, bambaşka bir meskende, Uluslararası Uzay istasyonu’nda (UUİ), nasıldır? Ağırlığın olmadığı ortamda, alışılmadık veya “hasta” bir bakteri topluluğu yaşayabilir mi? Araştırmacılar, bunu açıkladılar. Davis’teki California Üniversitesi’nden David Coil ve çalışma arkadaşlarının bilgilendirdiği üzere, çalışmalarının sonucunda, UUİ’deki astronotların hayatlarında bir çeşit “uzaylı” mikrobik topluluk eşlik ediyor: uzay istasyonunun yüzeyinden alınmış binlerce bakterinin bileşimi, ağırlıkları olmamasına rağmen dünyadaki türdeşlerine çok benziyor. “Orası gerçekten iğrenç mi ve orada garip mikroplar var mı, sorularıyla çok sık karşılaşıyoruz. Birinci soruyla alakalı olarak, dünyada yaşayan bizler de zaten hep, …

Devamını Oku »

Mars: Bor, hayatın anahtarı mı?

Yaşam, Mars’ta da ortaya çıktı mı? Araştırmacılar, kızıl gezegende bor elementinin keşfinin bu olasılık için neden önemli olduğunu açıklıyorlar: bor elementi, Ribo Nükleik Asit’in (RNA), dünyevi yaşamı “bilgi taşıyıcısı” olarak mümkün kılan etkenin, ortaya çıkmasında kilit rol oynamış olabilir. Mars’ta bor bulunur. Curiosity adındaki keşif aracının, 2016’nın sonunda yaptığı bu keşif, daha önce insanlarda pek de büyük bir heyecan uyandırmamıştı; çünkü nispeten az tanınan element, ilk olarak pek de meraklandırıcı gelmemişti. Los Alamos Ulusal Kütüphanesi’nden Patrick Gasda’nın yayınladığı bir yazıda açıkça anlattığı üzere bor elementinin, muhtemel bir kilit etken olma durumu söz konusudur: “Bor bağları, RNA moleküllerinin yapımında önemli bir …

Devamını Oku »

Kan verdikten sonra kanın yenilenmesi ne kadar sürer?

© pressmaster / stock.adobe.com (Ausschnitt)

Kişiden kişiye değişmesine rağmen, alkol tüketmeyen bir yetişkinde kaybedilen sıvı 24 saat içinde tekrar edinilir, trombositler ve beyaz kan hücreleri birkaç gün içinde ve alyuvarlar ondan biraz uzun bir süre içinde tekrar edinilirler. Demir eksikliği ise özellikle kadınlar için bir sorundur: demir açısından iki tam kan verişi arasında en az 8 hafta süre olmalıdır. Kan vermenin sebep olduğu sıvı kaybı, tam olarak, sıvı tüketilince telafi edilir. Genelde, kan veren kişilere yarım litre ve bir litre arası sıvı tüketmeleri tavsiye edilir -, tabi ki alkollü değil. Sonuçları beklemek ve çay içmek, yapılacak en iyi şeydir, çünkü vücudumuz yalnızca dinlenmek ister. Kanın …

Devamını Oku »

Kurtlar, köpeklerden daha işbirlikçi ve sosyaller!

Biz insanların en iyi dostu, kesindir ki köpeklerin en iyi dostu değildir. Ancak bu durum, kurtlarda farklıdır: sürülerde bireyler arası anlayış vardır ve tartışmalar sıkıntısız geçer. Özet: Köpeklerin ataları kurtlardır, yapay seçilime uğrayıp evcilleştikleri süreç içerisinde türdeşleriyle ilişkileri körelmiş ve insanlarla sosyal bağlarını güçlendirmişlerdir. Bu yüzden, köpekler türdeşleriyle genellikle iyi anlaşamazlar. Bu anlaşmazlık, kurtlarla karşılaştırılınca aslında büyük bir uçurumdur. Davranış bilimi araştırmacıları çoktandır kurtların köpeklerden daha işbirliği yaptıklarından şüpheleniyorlardı. Köpek sahipleri, bunu ilk başta rahatsız edici bulabilir, ancak bu onların doğasında vardır, çünkü tipik ev köpekleri ve onların ataları, nesiller boyunca evcilleştirilmeleri sürecinde, neredeyse hep sürülerindeki bireylerle ilişki içinde olan …

Devamını Oku »

Evrimsel Biyolojinin En Büyük Deneylerinden Biri Olan 68 Bin Bakteri Neslinin Takibinden Yeni Sonuçlar

Bilim insanları geçtimiz 30 yılı bilim dünyasında “Lenski deneyleri” olarak bilinen, dikkatlice 1 milyon yıllık insan evrimine eşdeğer olan E. coli (Escherichia coli, okunuşu Eşerihiya koli) bakterisinin 68 bin kuşağını izlemeye harcadılar. Nature dergisinde yayınlanan makaledeki son sonuçlar, türlerin nasıl evrildiği konusundaki temel bakış açılarımızdan birinde yanılmış olabileceğimizi öne sürüyor. Araştırmacılar türlerin geleneksel olarak  seçtikleri ortamda yavaşça evrileceğini ve uyum gücünün zirvesine ulaştıktan sonra gelişimin duracağını tahmin ettiler  ve çalışılan kısa zaman aralıklarında bunun doğru veya yanlış olduğunu söylemek zor. Ancak E. coli deneyi gösterdi ki, evrim yavaşlayabilirken, aslında uyum gücünün sınırı mevcut olmayabilir. Başka bir deyişle evrim hala devam ediyor. Makalenin sahibi ve …

Devamını Oku »

Sezaryen Doğan Çocukların Zihinsel Geriliği

Avustralyalı bilim insanlarının yaptığı bir çalışmanın gösterdiği üzere, doğal yolla doğmuş olan ilkokul öğrencileri, sezaryen yöntemiyle doğmuş olan arkadaşlarından okuma, hesaplama ve yazma konusunda bir miktar daha başarılılar.     Annelerin doğum kanalları yoluyla doğum yapmalarının kesinlikle hoş olmamasına rağmen bu acı katlanılmaya değerdir. Avustralya’da ülke çapında yapılan uzun bir çalışmaya göre, doğal yolla doğan çocuklar, 8-9 yaşlarında hesaplama, okuma ve yazma konularında, dünyaya gözlerini sezaryen yoluyla açmış çocuklardan daha başarılılardır. Melbourne Üniversitesi’nden, Nörobilim uzmanı Joel Bornstein’ın ekibi, 3666 seçilmiş çocuğun gelişimlerini, doğumlarından 8 veya 9 yaşlarına gelene kadar incelediler ve takip ettiler. Bir bilim dergisi olan “Scientific Reports”’da aktarıldığı …

Devamını Oku »