Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Mühendislik / Gezgin Haberleşme Sistemleri ve Onların Gelişim Süreci

Powered by free wordpress themes

Gezgin Haberleşme Sistemleri ve Onların Gelişim Süreci

Son yıllarda yürütülen araştırmalar ; daha yüksek iletim hızlarının sağlanması , band genişliğinin daha verimli kullanılması ve servis sağlama çeşitliliğinin arttırılması gibi yaklaşımlarla sürekli olarak artan kablosuz ve gezgin haberleşme taleplerini karşılamaya çalışmıştır. Sağlanan diğer yenilikler ise gezgin düzenlerin maliyet ve büyüklüğünün azaltılması, servis kalitesinin iyileştirilmesi olmuştur.

Üçüncü nesil gezgin haberleşme sistemleri, dünyanın neresinde olunursa olunsun birbirine çok benzer birimler kullanılarak talepleri karşılayan ve daima erişilebilme imkanı sağlayan küresel bir servisin oluşturulmasını öngörmüştür. Bu teknoloji , bahsedilen rüyayı o kadar yaygınlaşırmıştır ki artık isteğe bağlı olarak erişimin engellenmesi mümkün olup olunamayacağı gibi düşünceler gündeme gelmiştir. Gezgin sistemler ve servisler , birçok farklı yolla sınıflandırılabilir. Aşağıdaki tablo bu gelişim sürecini göstermektedir.

Hücresel gezgin haberleşme sistemleri, sistemin analog veya digital olup olmadığını yanı sıra ses veya çoğul ortam verisiyle ilgilenip ilgilenmediğine bağlı olarak genel anlamda 1. , 2. ve 3. nesil servisler olarak sınıflandırılırlar. Ve şimdi de 4.nesil sistemlerin kurulumları ülkemizde başlayacaktır.

1234

1980’li yıllarda tesis edilen birinci nesil sistemler , tamamı ses verisi olan bir veri trafiğini destekleyen analog teknolojilere dayanmaktadır. 1990’lı yıllarda hizmete sunulan ikinci nesil sistemler ; gezgin haberleşme için küresel sistemler ( GSM) , sayısal AMPS ( D-AMPS veya IS-136) ve uluslararası standart-95 (IS-95) gibi ses bazlı trafiğe hizmet edecek sayısal teknolojilere dayanmaktadır. Üçüncü nesil sistemler ise ses, veri ve çoğul ortam trafiğinin desteklenmesi sağlayacak sayısal teknolojiye dayanmaktadır. İlk 3. nesil sistem, 2001 yılında Japonya’da ortaya çıkmıştır. ( IMT) – 2000 , kod yanı sıra , hem devre anahtarlamalı ve hem de paket anahtarlamalı servisleri desteklemektedir. ITU ve IMT-2000’e göre bir kablosuz haberleşme teknolojisinin (standartının) 3G olarak kabul edilebilmesi için aşağıda sıralanan minimum veri hızlarını sağlamalıdır.

  •  Sabit ve bina içi ortamlar için 2Mbps ;
  •  Kentsel ortamlar için 384 Kbps ;
  •  Geniş alan gezgin ortamlar için 144 Kbps ;

Yani burdan da anlayacağınız üzere 3G demekle iş bitmiyor , belirli standartları sağlamanız gerekiyor. Peki size bir soru sorayım.  Neden hız ortamlara göre değişmektedir ? Hızı belirleyen faktörler nedir ?  Bunu biraz düşünün…

Birinci nesil gezgin sistemler, teknoloji arenasındaki görevini yerine getirmiş durumdadır. İkinci nesil sistemler ise yaklaşık olarak 15 yıldan beri halen kullanılmakta olup yerini üçüncü nesil sistemlere bırakmakta.

data_table_thumb

GEZGİN HABERLEŞME ŞEBEKESİNİN BİLEŞENLERİ :

 

temel

İki kullanıcı arasında ses,görüntü ya da veri akışını sağlayan haberleşme şebekesi yukarıda gösterilmiştir. Görüldüğü üzere çekirdek şebeke , erişim şebekesi ve işaretleme şebekesi olmak üzere üç alt şebekeye ayrılabilir.

Çekirdek Şebeke :

Arayan kullanıcıların çağrı istemlerini anahtarlayan ve bu çağrıları hedef kullanıcılara yönlendiren şebeke elamanları ve bu elemanlar arasındaki iletim hatları çekirdek şebekeyi oluşturmaktadır. Çoğu haberleşme şebekelerinin çekirdek şebekeleri ; anahtarlama ekipmaları , kayıt kütükleri gibi benzer şebeke birimlerinden oluşmaktadır. Çekirdek şebeke aynı zamanda şebekeler arası ara bağlantının da gerçekleştiği bölümdür.

İletim şebekesi :

Kullanıcıların hizmet aldıkları şebekeye erişmelerini sağlayan alt şebeke , erişim şebekesi olarak adlandırılır. Sabit haberleşme şebekelerinde kullanıcılar bakır kablolardan oluşan ve yerel ağ olarak da adlandırılan erişim şebekesi ile yerel santrallere bağlanırlar. Örneğin çevirmeli internet kullanıcıların Kamu anahtarlamalı telefon şebekesi ( Public Switched Telephone Network , PSTN ) üzerinden olan bağlantıları erişim şebekesi olarak ele alınabilir.

Başlangıçta bakır kablo kullanmanın mümkün ya da uygulanabilir olmadığı durumlarda ( Ör : Kırsal alanlarda) kullanıcılar şebekeye kablosuz bağlantılar ile bağlanmaktaydı. Zamanla gezgin haberleşmede yaşanan gelişmeler kablosuz erişimin bakıra kalıcı bir alternatif olarak kullanılabilmesine imkan sağlamıştır. Hücresel gezgin şebekeler trafik akıtabilmekte, abonelerin kullandığı frekans bantları diğer hücrelerde aynı zaman dilimi içerisinde başka abonelerce kullanılabilmektedir. Böylece bakır kablo ile ulaşabilen her aboneye kablosuz bağlantı ile de ulaşılabilmektedir.

İşaretleşme Şebekesi :

İlk iki başlık altında anlattığımız şebeke parçaları çağrıların taşınması amacıyla kullanılmaktadır. İşaretleşme terimi şebekenin denetlenmesine yönelik özel denetim mesajlarının iletilmesi için kullanılan verileri tanımlar. İşaretleşme şebekesi ise taşınan çağrıların başlatılması , kurulması , sonlandırılması ve yönlendirilmesi gibi işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli işarelerin şebeke elemanları arasında iletilmesini sağlar.

Günümüzde işaretleşme için ITU ( International Telecommunication Union ) ve ETSI ( European Telecommunication Standarts Insitute ) tarafından standartlaştırılmış olan no.7 işaretleşme sistemi ( Signalling System no.7 , SS7 ) kabul görmüştür. Hücresel şebekeler abone hareketliliğinden dolayı sabit şebekelerden çok daha fazla işaretleşmeye ihtiyaç duymaktadır. GSM, ANSI-41 , PDC gibi 2G şebekeler ile CDMA2000 ve UMTS gibi 3G şebekelerin başlangıç sürümleri no.7 işaretleşme sistemini kullanmaktadır. Ancak tümüyle IP tabanlı şebekelerde ayrı bir işaretleşme şebekesine gerek kalmamakta , işaretleşme IP üzerinden noktadan noktaya dinamik atamalarla yapılmaktadır. Böylece iletim şebekesi basitleştirilmekte ve şebeke atamalarla yapılmaktadır. Böylece iletim şebekesi basitleştirilmiş ve şebeke kaynakları daha etkin kullanılmış olur. Mevcut şebekelerin büyük bölümü no.7 işaretleşme sistemi üzerine kurulu olduğundan Akış denetimli iletim protokolü ( Stream Control Transmission Protocol , SIP ) gibi yeni nesil işaretleşme sistemlerine geçişin bir fayda-maliyet dengesi kurulacak aşamalı şekilde gerçekleşeceği beklenmektedir.

 

Bir sonraki yazıda 1. nesil gezgin haberleşme sistemleri ve ardından 2G, 3G ve 4G üzerine yazılarımız olacak. Şimdilik görüşmek üzere bilim dostları.

 

Not: Kaynaklar yazı dizisi sonunda verilecektir.

 

 

Hakkında Burak Çankaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir