Haşlanmış Kurbağa Sendromuna mı Yakalandık?

Şule Selçuk
Haşlanmış Kurbağa Sendromuna mı Yakalandık?

Dünya ısınıyor . Fırtınalar sıklaşıyor. Bütün kara kütleleri yok oluyor. Son zamanlardaki bu inanılmaz kötü havayı fark ettiniz mi?

Bilim insanları bunun tamamen farkında olmadığımızı söylüyor. Yeni araştırmalar 21. yüzyıl insanlarının eşi benzeri görülmemiş iklim değişikliği karşısında korkunç bir şekilde adapte olabildiğini gösteriyor. İnsanlar hava sıcaklıklarını normal karşılıyor ve ne kadar kötü şeylerin olabileceğini fark etmiyorlar.

Bu olayı tanımlayan korkutucu bir analog var: haşlanmış kurbağa etkisi. Bu etki, yavaş yavaş ısınan suya daldırılmış bir kurbağanın, kelimenin tam anlamıyla canlı olarak kaynatıldığı halde süren değişimin farkına varamayacağı fikridir.

Çağdaş bilim insanları, artık bu itibarsız gözlemlere katılmıyorlar ancak “haşlanmış kurbağa etkisi” insanların geri dönüşü olmayan  iklim değişikliğinin korkunç geleceğine doğru yol aldığını anlatmak için çok uygun bir benzetmedir.

California Üniversitesi’nden iklim bilimci Frances C. Moore “Bu gerçek bir haşlanmış kurbağa etkisidir. İnsanlar, kaçınmayı tercih ettikleri değişikliklere alışmaya başlıyor gibi görünüyor. Ancak bunun hakkında konuşmamaları, olanların daha da kötüleşmeyeceği anlamına gelmiyor. “dedi.

Moore ve ekibi Mart 2014 ile Kasım 2016 arasındaki hava ile ilgili gönderilerdeki halk duyarlılığını ölçerek, bunların bölgesel sıcaklıklar ile eşleştirdi ve 1981’den 1990’a kadar olan hava verileri ile karşılaştırarak coğrafya tabanlı iki milyar tweeti inceledi.

Temel olarak, insanların hangi tür hava koşullarını normal veya sıradışı bulduklarını belirlemek için yerel hava koşullarındaki önemli değişikliklere nasıl tepki verdiklerini araştırıyorlardı.

Ekip, insanların genellikle yaşadıkları mevsim için alışılmadık durumlarda hava ile ilgili tweet atmalarının daha olası olduğunu buldu. Örneğin, kışın sıcak hava ya da yazın soğuk hava ile ilgili tweet atıyorlardı.

Ancak, bu şaşırtıcı olmayan eğilim, insanların hava durumu ile ilgili hatıraları açısından da geçmiş deneyimlerine bağlıdır. Sürekli yavaş yavaş ısınan bir dünyada, aslında bu aşırı havanın gittikçe daha az farkına varmaya başlıyoruz (aynı haşlanmış kurbağa gibi).

Yazarlar makalelerinde ilk başta dikkate değer olarak değerlendirilen sıcaklıkların kabaca beş yıllık bir zaman diliminde tekrar tekrar maruz kalmayla hızla önemsiz olmaya başladığını belirttiler.

“Beklentileri ayarlamak antropojenik iklim değişikliğinden daha hızlı olduğundan, iklim değişikliği ilerledikçe bu değişen öznel taban çizgisinin sıcaklık anomalilerinin farkında olunmasında büyük etkileri vardır ” diye de eklediler.

Buradaki tehlike, iklim değişikliği şok edici olsa da, aşırı bir şekilde, ürettiği havaya ilişkin deneyimlerimizin öznel olması ve “normal” havayı değerlendirme yeteneğimizin, iki ila sekiz yıl önce havanın nasıl olduğuna dair hayal edilen bir referans noktasına dayanmasıdır.

Tabii ki, çalışmanın dünyanın dört bir yanındaki insanların mutlaka hava durumu hakkında herhangi bir zamanda ne düşündüğünü veya hissettiğini değil, yalnızca Twitter’daki kişilerin halka açık olarak söylediklerini analiz etmiş olması farkında olunması gereken bir sınırlılıktır.

Ancak, araştırmanın genel hava duyarlılığını yansıttığı ölçüde, “normal” havanın neye benzediğini anlama konusundaki değişkenin yetersizliği, bilim insanlarının ve devletlerin iklim değişikliğine yönelik politikalar ortaya koymalarını zorlaştırabilir.

Çünkü araştırmacılar, insanların her zaman farkında olmadan bile sert ve olağan dışı havalara alıştıklarını söylüyor.

Moore “Normalleştirmek istemediğimiz koşulları hızlıca normalleştirme riski var. Tarihsel bağlamda aşırı olan koşullar yaşıyoruz ancak yaklaşık beş yıl önce olanları unutma eğilimimiz olursa bu koşullar sıradışı hissedilmeyebilir.” diye belirtti.

Bu, insanların tencerede kaynadıklarını asla anlamayacağı anlamına mı geliyor?

Tam olarak değil. Araştırmacılar gelecekte iklim değişikliğinin dünyayı bu çalışmada düşünülmeyen “fizyolojik veya biyolojik eşikler”den geçiren sıcaklıklar üreteceğini söylüyor. Buna ek olarak, sıcaklık değişikliklerinin yanı sıra diğer aşırı hava koşulları da yaklaşan bir tehlike.

Yazarlar, “Sonuçlarımız yalnızca çevresel ortalama sıcaklıklara aittir. Fırtına, kuraklık, orman yangını veya sel gibi daha şiddetli aşırı olaylar hem daha sonuç verici hem de daha belirgin olabilirler ve dolayısıyla normalleşmeye daha az eğilimli olabilirler.” diye belirttiler.

Her şerde bir hayır vardır. Bu durum çok kasvetli bir durum olsa da elimizden geleni yapacağız.

Çalışmanın bulguları  PNAS  ‘da bildirilmiştir.

Kaynak Metin: https://www.sciencealert.com/human-beings-are-susceptible-to-boiling-frog-phenomenon-climate-scientists-warn

Çeviren: Şule Selçuk

Düzenleyen: Asiye Betül Topcu

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
4 kullanıcı tepki verdi
Bilimsever. Mütercim Tercümanlık mezunu. Çevirmen/ Editör. LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/%C5%9Fule-sel%C3%A7uk-4834a6151/ Not: Profilimde paylaştığım yazılar, aksi belirtilmedikçe, altında belirttiğim kaynağın çevirisidir.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.