Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Bilim İnsanları / Lobotomi Nedir ve Nasıl Çalışır ?

Powered by free wordpress themes

Lobotomi Nedir ve Nasıl Çalışır ?

Lobotomi nöroameliyat ya da beyinde sergilenen bir ameliyat türüdür. Psikoameliyat diye bilinir. Psikoameliyat’ın arkasındaki fikir, bir çok akıl hastalığını, beynin işleyişini değiştirerek tedavi etmektir. Doktorlar, frontal lobun ya da prefrontal korteksin bağlantısını beynin geri kalan kısmı ile kesilmesinin, hastaların zekasına ve motor fonksiyonlarına zarar vermeden duyguların sakin, kişiliğin ise stabilize olduğuna inanıyordu.

Prefrontal korteksin beyinde bir dizi karmaşık işlevi vardır; genellikle yönetimden sorumludur. (yüksek seviyede karar verme,planlama,sebep çıkarma ve anlama, kişilik ifadesi, yaratıcılık ve sosyal olarak kabul edilebilecek şekilde davranma, ve bu kategoriye uyan diğer işlevler…). Prefrontal korteks beynin diğer bölgeleri ile bağlantılıdır; sensör sinyalleri alan ve bırakan talamus da buna dahildir. 

Beyin aslen iki değişik türdeki maddeden oluşur: Gri ve Beyaz

Gri madde kan damarları ve uzantıları ile birlikte nöron ya da beyin hücrelerini içerir. Beyaz madde, gri madde bölgelerini bağlayan ve mesajları elektrik yoluyla ileten akson ya da sinir liflerini içerir. Yani, Lobotomi gri maddenin değişik bölgelerindeki beyaz maddeye hasar vermek için tasarlanmıştır. (Lobotominin bir başka adı olan Lökotomi yunanacada ”beyaz’ı dilimlemek/koparmak” anlamına gelir.

İlk Lobotomi 1935 yılında Portekiz bir nörolog olan Dr. Antonio Egas Moniz ve Dr. Almedia Lima tarafından yapılmıştır. Başlangıçta, kafatasında prefrontal korteksin iki tarafına da delik açılır ve onları yok etmek için bağıntılı lifler ile beraber alkol enjekte edilir. Ancak her nedense bu prosedür beynin diğer bölümlerine zarar gelmesi de dahil olmak üzere bir çok komplikasyon ile sonuçlanmıştı.

Moniz daha sonra Lökotom adı verilen bir gereç kullanmaya karar verdi. Kafatasında delikler açtıktan sonra, tel ya da metal bir döngünün uzaması için gerecin arka kısmına bastı. Lökotom’u uzattıktan sonra da çekti, böylece beyaz maddenin çekirdeklerini çıkarmış oldu. 1936’da Nörolog ve Psikiyatrist olan Dr. Walter Freeman ve partneri Dr. James Watts Amerika Birleşik Devletlerin’de Lobotomi’yi sergilemeye başladılar. 10 yıl sonra Dr. Freeman yeni bir method geliştirdi. Moniz’in tekniği olan prefrontal Lobotomi, bir operasyon odası ve genel anestesi gerektirdiğinden Dr. Freeman daha hızlı, daha elde edilebilir ve daha ucuz bir teknik geliştirmek istiyordu. Böylece Moiz’in tekniği yerine prefrontal korteks’e göz yuvalarından girmeye karar verdi. Freeman ilk önce bir buz kıracağı ile birlikte kadavralar üzerinde pratik yaptı. Bu yüzden de tekniğin adı buz kıracağı lobotomisi olarak tanındı. Freeman transorbital lobotomiyi hastalara uygulamaya başladığında, adını orbitoklast koyduğu, Lökotomdan daha gelişmiş, güçlü ve bir buz kıracağını andıran gereç kullandı.

 

Freeman, üst göz yuvasından girdikten sonra, kafatasındaki ince katmanlı kemiği hafif bir çekiç darbesi ile kırıp beyine ulaşabiliyordu. Daha sonra lifleri kesmek için aleti çeviriyordu. Orbitoklastı çıkardıktan sonra, operasyon diğer yan’a da uygulanarak devam ediyordu. Bu işlem 10 dk ya da daha az sürüyordu. Çünkü kafatası boyunca bir delme işlemi gerektirmiyordu. Hasta, elektrokonvülsif şok ile bilinçsiz bırakılarak da bu işlem yapılabiliyordu. Ayrıca, ameliyat işlemini, prosedürünü bilmeyen doktorlar tarafından da uygulanabilirdi. zira, bir çok akıl hastanesinde ameliyat odaları gibi teferruat olmadığı için bu yöntem normal doktorlarca bile uygulanabilirdi. Bu yeni metot hastaya prosedürü alması için de kolaylık sağlıyordu. Sonunda, Freeman, lobotomiyi ofisinde, ayakta tedavi şeklinde uygularken, diğer hastanelerdeki doktorlara da lobotomiyi öğreterek işlemi hızlandırdı.

( Bir lobotomi uygulaması: eğer tıbbı görsellere hassasiyetiniz varsa izlemeniz önerilmez.)https://www.youtube.com/watch?v=08gtNIk0L6c

Peki, Lobotomi Ne derecede İşe Yaradı?

Sanırız bu sorunun cevabı sorduğunuz kişiye göre değişecektir.

Şimdi konuya bir göz atalım;

Ruh Ameliyatı: Lobotomi’nin Hastalardaki Başarısı ve Başarısızlığı

Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık 50,000 hasta lobotomize edilmişti, bunlardan bir çoğu 1949 ve 1956 arasındaydı. Dr Freeman sadece kendisi 3,500 ve 5,000 arasında lobotomi uygulamıştı. Lobotomilere de ”ruh ameliyatı” adını takmıştı ve sadece şizofrenide değil aynı zamanda depresyon, kronik ağrı ve diğer hastalıklarda da kullanılabileceğini iddia etmişti. Freeman ve diğer doktorlar bu uygulamanın hastalardaki acıyı hafifleteceğine inanmışlardı. Bu, işe yaradı, ama bu bazı durumlar için geçerliydi.

Freeman ilk lobotomisini 1946 yılında, Ellen Lonesco üzerinde yaptı. Ellen kızı tarafından ”şiddetli derecede intihara meyilli” olarak tanımlanmıştı. Lonesco’nun lobotomisinden sonra, Kızının sözleri ” bu bir parayı tersine çevirmek gibiydi, o kadar hızlı; yani o her ne yaptıysa iyi bir şey yaptı” oldu.

Bir başka olay da Patricia Moen.İntihara meyilli olan Moen Freeman tarafından 1962 yılında lobotomize edilmişti. Sonrasında, Moen ”yeniden yaşamaya başladım” ifadesini verdi. Ama herkes lobotomisinden sonraki hayatlarından mumnun değildi. Howard Dully, Freeman tarafından 12 yaşında iken 1960 yılında lobotomize edilmişti. Howard’ın hiç bir akıl hastalığı yoktu; üvey annesi onun ”yaramaz” olduğu gerekçesi ile kişiliğini değiştirmek istedi. howard’ın lobotomisi ile ilgili sözleri ” o ameliyat bana birçok yönden zarar verdi, ama beni ”düzeltmedi” veya beni bir robota dönüştürmedi, daha sonra ailem beni bir kuruma yerleştirdi” oldu. Dully her zaman bir ”ezik gibi hissettiğini ve ” utanç” duyduğunu belirtti. 10 yıl boyunca hayatı kurumlarda geçti ve 50’li yaşlarına kadar da bağımlılık tedavileri gördü. 

Freeman’ın bir ünlü başarısızlığı da başkanın kız kardeşiydi. 1941 yılında Rosemarry Kennedy, John F. Kennedy’nin kız kardeşi, 23 yaşında lobotomize edilmişti. Rosemarry uysal ve utangaç bir çocuk olarak tanımlanırdı, ancak geçnlik yıllarında asi ve değişken ruh hali olmuştu. Bir doktor, Rosemarry’e lobotomi önerdi ve onu sakinleştireceğini söyledi. O zamanlar Freeman sadece 60 lobotomi sergilemişti ve transorbital tekniğini henüz geliştirmemişti. Bu yüzden prefrtontal lobotomi yaptı. Operasyon Rosemarry’yi bir bebeğin akıl kapasitesi ile bıraktığı için daha işlek yapmıştı. ”zekice” konuşamıyordu veya bazı bedensel fonksiyonlarını kontrol edemiyordu, ve saatlerce bir boşluğa baka bakıyordu. Rosemarry, hayatının geri kalanını bir kurumda geçirdi. Bazı araştırmacılar Rosemarry’nin lobotomiden önce de orta derecede hasta olduğu iddiasında bulundular. Bazıları ise bir çeşit akıl hastalığının olduğunu söylemişti. Kamuya’da Rosemarry’nin hasta olduğu duyurulmuştu. Daha sonra Rosemarry’nin kız kardeşi Eunice Kennedy Shriver onun şerefine özel olimpikleri açtı. Bu olaylar haricinde bir çok hasta lobotomiden negatif etki görmüştür.

Nörolog Dr. Elliot S. Valenstein lobotominin bir çok beklenmedik, trajik inanılmaz ve bir çok sonucunun olduğunu söyledi. İronik olarak şizofreniyi tedavi edemiyordu. Nörocerrah (beyin cerrahı) Dr. Frank Vertosick’e göre ” depresyon ve maniye, yani ruh hali bozukluklarına kıyasla, şizofreni bir düşünce bozukluğuydu ve lobotominin değiştirdiği ise duygu durumdu, bilişsel beceriler değil.” idi.

Peki lobotominin bu kadar değişken sonuçları olmasına rağmen neden akıl hastalıklarına tedavi amaçlı getirildi?

bunun cevabı o zamanlarki psikiyatrik bakıma, yani lobotominin popüler olduğu zamanlara dayanıyor.

 

1930’lardaki Psikiyatrik Bakım: Lobotominin Kökeni

O yıllarda hastaları zorladıklarına ve bir odaya kilitlediklerine bakarsak, durum eskisiye kıyasla çok yol almıştır. Ama 1930’lardaki psikiyatrik bakım hala çok limitliydi. Örneğin, şizofreni için bir tedavi yoktu. Psikiyatristler hastaların semptomlarını sakinleştirici türü ilaçlar ile tedavi etmeye çalışıyorlardı ki bu da hastaların sinir sistemini baskı altına alıyordu. Bunun gibi, Psikiyatristler beyin-beden terapileri gibi sayısız tedavi yöntemleri deniyordu. Şizofreni hastalarına sıcak ve soğuk banyo formunda olan hidroterapi adlı tedavi uygulanıyordu. Ayrıca şok terapisinin de bir kaç değişik türü vardı: insülin, metrazol ve elektrokonvülsif terapi (EKT) idi. Bu terapilerin hepsi de hastalarda nöbetleri tetikledi. Bir çok psikiyatrist, bu tedavilerin ‘hastalıktan şok ile arındırma” şeklinde çalıştığını iddia etti. Baıları da epilepsi ile şizofreni arasında bir bağlantı olduğuna inandı.

Caption from LIFE. Hidroterapi.

Bu tedavi şekilleri genelde şizofreni hastlarını, depresyon hastlarını ve diğer mental bozukluğu olanları iyilşetirmezdi; bir çok hasta ya gelir gider ya da hayatlarını hastanede geçirirdi. Buna ek olarak hastaneler çok kalabalıktı, 1940’da tam olarak 1 milyon hasta vardı ve bu sayı her yıl %80 oranında artıyordu.

1933 yılında, Yale Primat laboratuvarındaki iki nörolog, Dr. John Fulton ve Dr. Carlyle Jacobson, Becky ve Lucy adında iki maymun üzerinde deney yaptılar. Maymunların zekasını test ettikten sonra, beyinlerinin ön loblarının yarısını çıkardılar ve onları yeniden test ettiler. Maymunlar yeteneklerini ve zekalarını korumuş gibi görünüyordu. Fulton ve Carlyle daha sonra beynin ön loblunun diğer yarısını çıkardılar. Becky’nin ve Lucy’nin kişilikleri değişmişti, testleri tamamladıkları zaman hemen ödüllerini alamadıklarında artık vahşi ve sinirli olmuyorlardı. Maymunlar yine testleri tamamlıyordu, ancak çok iyi değillerdi.

1935 yılında Dr. Moniz, Fulton’un çalışmasını bir konferansta gördü ve maymunların ameliyatlarından önceki davranışları arasında kendi hastalarının arasında bir bağlantı gördü. Moniz bu operasyonun biraz farklısını , hastaların duygularını ve düşüncelerini ayırmak, aynı zamanda da zekalarını korumak için uygulama sonucuna vardı. Dr. Moniz ve meslektaşı Dr. Lima, gerçek bir hastada lobotomiyi uygulamadan önce kadavralar üzerinde sayısız çalışmalar yaptılar. Tekniğini mükemmelleştirdikten sonra Moniz, başarıya ulaştı; lobotomize edilmiş hastalar artık sakindı ve kaygılı değildi. Ertesi yıl, Moniz buluşlarını konferanslarda, tıbbı dergilerde paylşatı. Bazı psikiyatristler, sağlıklı bir beyin dokusuna zarar veren ameliyatın akıl hastalığını tedavi edebilme olasılığına baya bir kızmış ve tedirgin olmuşlardı. Psikoameliyatı kabul etmek, diğer türdeki terapilerin (örneğin psikanalizin) yaramayacağını kabul etmekti. Yine de, Dr. Walter Freeman’da dahil olmak üzere bu uygulama birçok nörolog ve psikiyatrist’in ilgisini çekmişti. Ameliyatına gelen destekler üzerine, Moniz’e diğer hastanelerdeki doktorlara tekniği öğretmek için bir ”lobotomobil” bilee tasarlanmıştı. (seyahat edebilmesi için bir otomobil). Moniz, aynı anda iki farklı orbitoklast ile göz çukurlarına görerek de gösteriş yapmayı severdi. Destekçiler, lobotomi olmanın bir diş hekiminde dolgu yaptırmak kadar güvenli ve kolay olduğunu iddia ederken, eleştirmenler Freeman’ı bir evanjelist olarak nitelendirdiler. 

Diğer taraftan Howard Dully, (lobotomi kurbanı) çocukluğunda yapılan lobotomisinin kayıtlarına baktığında, ebeveynlerine 200 dolardan daha az maliyetli olduğunu keşfetmişti. Lobotomiler, kalabalık hastaneleri temizleyerek, diğer psikiyatrik bakım hastanelerinin aksine kesin ve hızlı sonuçlar vereceğini söylediler. Bununla birlikte, szöde ”lobotomi devrimi” 20 yıldan az sürmüştü.

Lobotominin Eleştirisi

1950’de klorpromazin (throzine olarak satılan) adlı bir ilaç sentezlenmişti. Bu Amerika Birleşik Devletleri’ndeki zihinsel hastalık tedavisi olarak lobotominin sonunun başlangıcı oldu. Thorazine bir dizi antipsikotik ilacın ilkiydi. Bazıları ilacı şizofreni tedavisindeki en büyük gelişme olarak tanımladı. Lobotominin eleştirisi her zaman var olmuştu ancak bununla birlikte endişeside onunla beraberdi.

Amerikan tıbbi birlik dergisinin 1941 yayınındaki bir editör, “hiçbir doktor bunun gerçekten değerli bir prosedür olup olmadığını iddia edemez. Nihai karar, daha bilimsel delillerin üretilmesini beklemek zorundadır” şeklinde yazdı. Nobel komitesi 1949’da Nobel fizyoloji veya tıp ödülü için Dr Freeman tarafından aday olarak gösterilen Dr Moniz’i seçti. Ancak popüler yayınlarda Freeman’ın cerrahi hassasiyetinin ve hastaların mucizevi iyileşmesinin hikayeleri yer alsa da, tıbbi ve bilimsel topluluk, operasyonun ham niteliğinin kanıtlanıp kanıtlamayacağını tartıştı.

Sonunda bu olmsuzluklar genel basına yansımıştı. 1953 yılında SSCB’nin lobotomiyi yasaklamasından sonra , Newyork Times, Sovyet bir psikiyatrist olan Dr. Nicolai Osersky’e yer vererek lobotomilerin ”insanlık ilkelerine aykırı olduğunu” ve Dünya Akıl Sağlığı Federasyonunda, ”akli dengesi bulunmayan bir insanı, bir aptala” dönüştürdüğünü söylediğini aktardı. Makalede ayrıca önde gelen Avrupalı ve Amerikalı psikiyatrların katılımında görüş birliğine ardıklarını belirtti.

Lobotomi için asla yapılmış bilimsel bir dayanak mecvut değildi ve çoğu pskiyatrist etkilerini değerlendirmek için hastalarına uzun vadeli takip hizmeti de verilmemişti. bir başka lobotomi eleştirisi de, suç işleme arzularını tedavi etmek amacı ile lobotominin suçlulara yapılmasıydı; bazen ise onların isteği dışında. Bazı savaş gazileri hastaneler boşalsın lobotomize edilmişti. Hastalar kendi rızası ile işlem yapamadıklarında diğer aile üyeleri yapardı ancak onlar hastaya yardım etmekten çok sorunlardan kurtulmayla daha çok ilgileniyorlardı. Bu istismar olayları ve istismarın korkunç sonuçları ve antipsikotik ilaçlar yaygın bir şekilde kullanıma girdiğinde lobotomide unutuldu.

Freeman 1967’ye kadar lobotomiyi sergilemeye devam etti. (Ameliyat yapması son hastasından sonra yasaklanmıştı; Freeman, hastasının 3. lobotomisinden sonra doğru yapana kadar denemeye devam edeceğine inanmıştı ama hastaı beyin kanamasından ölmüştü.) Daha sonra 1972 yılında kanserden ölene kadar Freeman, eski hastlarını ziyaret etmeye ve lobotominin başarılı olduğunu düşünmeye devam etti. Lobotomi birçok ülkede (Moniz’in ülkesi olan Portekiz de dahil) yasaklanmış olmasına rağmen halen birkça ülkede sınırlı sayıda yapılmaktadır. ve genellikle epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Şu anda NMD (zihinsel bozukluklar için nöroşirurji) olarak bilinen lobotomi, obsesif kompülsif bozukluk ve şiddetli depresyon tedavisinde sonçare olarak ingiltere’deki iki hastanede gerçekleştirilmektedir. Bunu destekleyenler hala diğer tüm tedaviler başarısız olduğunda bunun yararlı olabileceğine inanıyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı doktorlar, psiko-cerrahiyi canlandırmaya ya da psikiyatrik ameliyatı başlatmaya ilgi duyuyorlar, çünkü bazıları bunu tercih ediyor. Harvard’daki bir beyin cerrahından oluşan bir ekip, 1997’de doktorları akıl hastalığını tedavi etmek için kullanmaya yönlendiren bir MR raporu yayınladı. Singulotomi denilen bu teknik türü, frontal lobları limbik bölgeye bağlayan, duygusal davranışı yöneten, beyindeki bir bölge olan singulat girus’a küçük delikler açmayı içerir. Bu tekniğin işe yarayabilmesine dair bazı kanıtlar olmasına rağmen, beyin cerrahı Dr. Frank Vortosek, her türden psikolojik cerrahiye özgü halkla işilki sorunlarına dikkat çekiyor. Ayrıca, akıl hastalıklarının çoğunun ilaçlarla ve diğer tedavilere iyi cevap vereceğini de daha kabul edilebilir hale gelmiş olsa bile cerrahi için az sayıda aday bırakacağını belirtti.

Çeviri ve Düzenleme: Doğa D.

Kaynaklar: http://science.howstuffworks.com

  • Diefenbach, Gretchen J., et al. “Portrayal of Lobotomy in the Popular Press, 1935-1960.” Journal of the History of the Neurosciences, 1999, Vol. 8.http://facstaff.unca.edu/ddiefenb/lobotomy.html
  • Dully, Howard. “My Lobotomy.” Crown Publishers, 2007.
  • “Egas Moniz: Biography.” Nobel Lectures, Physiology or Medicine 1942-1962, Elsevier Publishing Company, Amsterdam, 1964.http://nobelprize.org/nobel_prizes/medicine/laureates/1949/moniz-bio.html
  • Laurence, William L. “Lobotomy banned in Soviet as cruel.” New York Times, August 22, 1953. ProQuest Historical Newspapers 1851-2005.
  • Ozarin, Lucy. “The AMA’s 1930 Survey of Mental Hospitals.” Psychiatric News, June 7, 2002, Vol 37, Number 11.http://pn.psychiatryonline.org/cgi/content/full/37/11/13-b
  • “‘My Lobotomy’: Howard Dully’s Journey.” All Things Considered, NPR, November 16, 2005.http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=5014080
  • PBS American Experience: The Lobotomisthttp://www.pbs.org/wgbh/amex/lobotomist/
  • Psychosurgery.orghttp://www.psychosurgery.org/index.htm
  • Shutts, David. “Lobotomy: Resort to the Knife.” Van Nostrand Reinhold Company, 1982.
  • Toomey, Christine and Steven Young. “Mental Cruelty.” The Sunday Times, February 19, 2006.
  • Turner, Treavor. “Chlorpromazine: unlocking psychosis.” British Medical Journal, January 6, 2007, Volume 334 (supplement 1).http://www.bmj.com/cgi/content/full/334/suppl_1/s7
  • ­Valenstein, Elliot S. “Great and Desperate Cures.” Basic Books, 1986.
  • Vertosick, Frank T. “Lobotomy’s back — controversial procedure is making a comeback.” Discover, October 1997.http://findarticles.com/p/articles/mi_m1511/is_n10_v18/ai_19758746/pg_1 

 

Hakkında Doğa D.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

zzsdc