Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Matematik / Sahi Nasıl Çıktı Bu Sayılar Ortaya?

Powered by free wordpress themes

Sahi Nasıl Çıktı Bu Sayılar Ortaya?

Matematik-12-1

Matematik Nasıl Ortaya Çıktı ?

   Matematiğin nerede ve nasıl başladığı hakkında da kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
Dayanak olarak yorum gerektiren arkeolojik bulguları değilde, yorum gerektirmeyecek
kadar açık yazılı belgeleri alırsak, matematiğin M.Ö. 3000 -2000 yılları arasında Mısır ve
Mezopotamya’da başladığını söyleyebiliriz. Heredot’a ( M.Ö. 485-415) göre, matematik
Mısır’da başlamıştır. Bildiğiniz gibi, Mısır topraklarının %97 si tarıma elverişli değildir; Mısır’a
hayat veren, Nil deltasını oluşturan %3 lük kısımdır. Bu nedenle, bu topraklar son derece
değerlidir. Oysa, her sene yaşanan Nil nehrinin neden olduğu taşkınlar sonuncunda, toprak
sahiplerinin arazilerinin hudutları belirsizleşmektedir. Toprak sahipleri de sahip oldukları
toprakla orantılı olarak vergi ödedikleri için, her taşkından sonra, devletin bu işlerle görevli
“matematikçileri” gelip, gerekli ölçümleri yapıp, toprak sahiplerine bir önceki yılda sahip
oldukları toprak kadar toprak vermeleri gerekmektedir. Heredot geometrinin bu ölçüm ve
hesapların sonucu olarak oluşmaya başladığını söylemektedir. Matematiğin doğuşu hakkında
ikinci bir görüş de, Aristo (M.Ö. 384-322) tarafından ileri sürülen şu görüştür. Aristo’ ya göre
de matematik Mısır’da doğmuştur. Ama Nil taşmalarının neden olduğu ölçme-hesaplama
ihtiyacından değil, din adamlarının, rahiplerin can sıkıntısından doğmuştur. O tarihlerde,
Mısır gibi ülkelerin tek entelektüel sınıfı rahip sınıfıdır. Bu sınıfın geçimi halk veya devlet
tarafından sağlandığı için, entelektüel uğraşılara verecek çok zamanları olmaktadır.
Kendilerini meşgul etmek için, başkalarının satranç, briç, go… gibi oyunları içat ettikleri gibi
onlar da geometri ve aritmetiği, yani o zamanın matematiğini icat etmişlerdir. Bu her iki görüş
de doğru olabilir.
Sayılar kümelere ayrılarak , tahtanın üstüne çentik , ipin üstüne düğüm atılarak ya da deniz
kabuklarının 5’li yığınlar biçiminde düzenlenmesiyle ilk defa sayısal kayıtlar tutuldu.
– Vestonica da 1937’de , genç bir kurdun 7 inç uzunluğundaki ön kol kemiğinin üzerinde ilk 25’li
5’li gruplar halinde düzenlenmiş 55 çentik bulundu. Dizinin sonunda , önceki çentiklerden 2 kat
uzun bir çentik vardı. Yeni dizinin başındaki çentik yine 2 kat uzundu ve bunu 30 çentikten
oluşan bir dizi izliyordu.
Böylece , Jacob Grimm de bulunun ve sık sık yinelenen “saymanın , parmakların sayılması
olarak başladığı”na ilişkin eski görüşün yanlış olduğu görülür. Parmaklar kullanılarak sayı sayma
yani 5’erli ve 10’arlı saymak ancak toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında ortaya çıkar.Bu
aşamadan sonra sayılar bir tabana göre ifade edildi. Ve bu da büyük sayıların oluşmasına yardım
etti.
Cilalı taş devrinde insanlar geometrik desenlere büyük ilgi göstermiştir.
Dirk j. Struık’e göre “modern” sayı bilimi , Cilalı hatta belki de Yontma Taş Devri’nin büyü tören-
lerinin mirasıdır.
İlk insanlar , takım yıldızlarından yararlandılar. Astronomiye ilişkin bu gözlemlerin sonunda
kürenin , dairenin ve açısal yönlerin özellikleri hakkında bilgi edinildi.
A. Speiser ” Matematiğe girişin doğasında var olan sıkıcılığın ön plana çıkma eğilimi , bunun
göreli geç başlangıcının sonucu olduğu savunulabilir ; çünkü yaratıcı bir matematikçi ilgi çekici
ve güzel problemlerle uğraşmayı yeğler.”

İcat Mı Keşif Mi?
Bu konu hakkında iki görüş var; bir görüşe göre matematik icat edilir , diğer görüşe göre de
matematik zaten doğanın sırları içine kodlanmış olarak vardır ve insan onu keşfeder.
*Ali Nesin “Hiçten bir şey var olamaz tabii. matematik de bir şeyden var oluyor. Somuttan
geliyor. Çok soyutlanmış çok somuttan kopmuş , özellikle benim yaptığım matematik. Ama
genelde bunlar doğanın kanunları. Yani yaptığım şeyler var yine de : doğada bir yerlerde var.
Bunu nasıl söyleyebiliceğimi bilmiyorum çünkü burada felsefe giriyor. İnanıyorum ki gerçekten
bütün matematikte herşey doğada var; Biz yaratmıyoruz , onları buluyoruz. İnsanlığın uygarlığı
bir apartman gibi. Her geçen yıl bir kat daha yukarı çıkıyoruz. Geçen yüzyılda çok çıktık! Her
yeni katta doğanın kanunları ve mantık nedir bunları buluyoruz.Yani şunu demek istiyorum
matematik bir tanedir , iki tane matematik yoktur. Bir tane matematik vardır , bizde o matematiği
buluyoruz. Uzaylılar olsa diyelim , onlar zeki yaratıklar olsalar , orada matematik yapsalar ,
onların yaptığı matematikle bizim yaptığımız matematik arasında hiçbir ayrım olamaz, diye
düşünüyorum ben.”

Matematik Ve Bilim
Fizik, kimya, biyoloji, mühendislik, astronomi, ekonomi ve psikoloji gibi birçok bilim dallarında
çeşitli matematiksel metotlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ortaya atılan bir hipotez geliştirilirken ve diğer
teoremlerle ilişkisi kurulurken matematikten faydalanılmaktadır. Bu bilim dalları için matematik
bir dildir. Nasıl ki öğrenilen yeni bir kavramın ifadesi için yeni sözcükler ihtiyacı oluyorsa, bilimde
gelişmeler meydana geldikçe de buna paralel olarak yeni matematiksel bağıntılara ihtiyaç
duyulmaktadır. Yani matematiksel bağıntılar bilimsel konuların izahını basitleştirir ve bu bilimsel
olayları ifade etme olanağını sağlar.

matematik_tarihi

Kaynaklar :

Matematiğin Aydınlık Dünyası- Sinan Sertöz
Nesin, A. V, 5, 68
Dirk J. Struık – Matematiğin kısa tarihi

Yazan: Euler

Hakkında Euler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir