Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Bilim İnsanları / Stoacılık Hakkında

Powered by free wordpress themes

Stoacılık Hakkında

Özet:  Stocalık hakkında bilgiler verir ve değerlendirmeler yapar. Tarihsel olarak da ele alır.

***********************************

Yazının Tamamı

Merhabalar. Bugünkü konumuz Stoacılık. İlk önce Stoacılığın ne olduğunu anlatıp sonra bunlar hakkında kendi düşüncelerime geçeceğim. İlk önce ”Stoacı” nedir bir buna bakalım. Bu ad, Stoacı olan filozofların Atina’da buluşma noktaları olan boyalı bir sundurma olan ”Stoa”dan gelir. İlk Stoacı, Kıbrıslı Zenon’dur. Ve erken dönem Stoacıların kafa yordukları konular, gerçeklik, mantık ve etikti. Tüm bu konularla beraber en ünlü ve en iyi oldukları nokta zihinsel kontrol üzerineydi. Stoacıların temel düşüncesi ”sadece değiştirebileceğimiz şeyler” hakkında endişelenmemiz gerektiğiydi. Şüpheciler gibi onlar da huzurlu bir zihni istiyorlardı. Stoacılar derler ki, ”başımıza gelen çoğu şey kontrolümüz altında olmasa bile, onlara vereceğimiz tepkiler, onlara karşı tutumumuz bizim ellerimizdedir” Stoacılar hislerimizden ve düşüncelerimizden sorumlu olduğumuzu söylerler. Hepimizin iyi ve kötü talihi vardır. Hiçbir insanın sonuna kadar iyi tailihi olmaz. Başına mutlaka kötü şeyler de gelecektir. İnsanlar duygularının değişen bir hava gibi olduğunu söylerler ancak bu Stoacılara göre doğru değildir. Onlar bir durum ya da olay karşısında hislerimizden sorumlu olduğumuzu ve hislerin öylece başımıza geldiklerini doğru bulmazlar. Onlar duyguların akıl ve mantığı bulandırdığına ve yargılama gücüne zarar verdiğine inanmışlardır.
Şimdi ben buraya kadar olan kısımla ilgili kendi düşüncelerimi açıklamak istiyorum. Evet başımıza gelen şeyleri kontrol edemeyiz. Ama onlara karşı tutumumuz bizim ellerimizdedir. Evet ama bunu yapmayı zamanla öğreniriz. Yani bir arkadaşımız öldüğünde üzülürüz tabii ki de. Ama bu sıradan bir arkadaşsa üzüntümüz çok sürmeyecektir. Yani hayat boyu sürecek olan zihinsel huzurumuzu etkilemeyecektir. Ama bizim için önemli olan biri öldüğünde bu acı daha fazla sürecektir. Tabii ki de o da bir süre sonra diniyor. Ama dinmeyenler de oluyor. İnsanı depresyona sokma, alkolik yapma ve hatta intihara kadar götürebiliyor. İşte Stoacılar bu noktada devreye giriyor. Etrafımızda ve hayatımızda olan kontrol edemediğimiz şeylere karşı duygularımızı kontrol etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Ve duyguların akıl ve mantığı bulandırdığını ve yargılama gücüne zarar verdiklerini de söylüyorlardı. Bu doğrudur. Başka birinin yaptığı bir yanlış konusundaki tutumumuz ile sevdiğimiz birinin yaptığı yanlış konusunda ki tutumumuz bazen farklı olabiliyor. Ya da sırf bir düşünceyi destekliyoruz, bir insanı seviyoruz diye bunlarda bir eksiklik, bir haksızlık durumu olduğu zaman da bunları şiddetle savunmaya devam ediyoruz bazen. Bu noktada Stoacılar haklıdır.

Şimdi bilgilere devam ediyoruz. Geç dönem Stoacılarından Epiktetus hayatına bir köle olarak başlamıştır. Zehirli bir böcek bacağını ısırdıktan sonra topal kalmıştır. Açlığı ve acıyı tatmıştır. ”Bedenlerimiz bir köle olsa da, zihinlerimiz özgür kalabilir” diyordu Epiktetus. Bu öğretisi acı ve dertle nasıl başa çıkılacağını öğretiyordu. O sözü sadece söylemiş olmak için söylememişti. O sözü kendi deneyimlerini ve yaşadıklarını anlatıyordu. ”Düşüncelerimiz bize bağlıdır” diyordu. Nigel Warburton, Epiktetus’un bu düşüncesinden etkilenip, Stoacılık sayesinden hayatta kalan Vietnam Savaşı sırasında Kuzey Vietnam üzerinde vurulan Amerikalı savaş pilotu James Bond Stockdale’ın hikayesini öğrendikten sonra kitabında James Bond Stockdale ve Stoacılık arasındaki ilişki hakkında şöyle yazmıştı: ”Stoacılık, ona çoğu insanı yıkıma sürükleyecek bir acı ve yalnızlığa katlanıp hayatta kalma gücü verdi” dedi. Bu felsefe eski Yunan’da başlamış ancak Roma’da nirvanaya ulaşmıştır. Marcus Tullius Cicero ve Lucius Annaeus Seneca, Stoacılığın yayılmasında çok önemli rol oynayan iki yazardır. Stoacılıkta ele alınan konulardan ayrı olarak onların özellikle kafa yorduğu konular yaşamın kısalığı ve kaçınılmaz yaşlılıktı. İkisi de yaşlanmanın doğal bir süreç olduğunu (kontrolümüz dışında olan) kabullenip bunu değiştirmeye çalışmadılar.
Cicero ”Yaşlılık Üzerine” adlı kitabında, dört ana sorunu belirlemiştir :

1-Çalışmak zorlaşıyor
2-Beden zayıflaşıyor (güçsüzleşiyor).
3-Fiziksel hazların verdiği zevk azalıyor.
4-Ölüm yaklaşıyor.

Cicero bu belirlediği sorunlara tabii ki de çözüm de bulmuştu. Bu süreci nasıl yöneteceğimizi kendimiz seçmemiz gerektiğini düşünüyordu. Yaşlılıktaki bedensel ve zihinsel gerilemenin yaşamlarımızı illa bir ızdıraba dönüştürmesi gerektiğine katılmıyordu.
Ona göre yaşlı insanlar, çoğu kez deneyimleri sayesinde, daha az çabalayarak bir şeylerin üstesinden gelebilirlerdi. Ve bu yüzden yaptıkları işler, daha etkili olabilirdi. ”Tecrübeli olmak” dediğimiz şey budur. Bedenleri ve zihinleri, eğer onları aldatırsa (yanıltırsa), ani bir düşüşe geçmeyeceklerini söylüyordu. Ve üçüncü problem olarak belirlediği fiziksel hazlarla ilgili, fiziksel hazlar artık onlara keyif vermese bile, dostluk ve sohbet üzerine daha fazla zaman harcayabilirlerdi. Yani 18 yaşındaki halimizde yapabildiğimiz ama yaşlı olduğumuz için o şuan yapamadığımız o şeyleri yapmayı beklemenin insanı bir çöküşe getireceğinin farkındaydılar. Çare de kabullenmekti. Bu süreci kabullenmelisiniz ve bu süreci yönetmelisiniz. 70 yaşında iken neden artık futbol oynayamadığınıza üzülmek saçma olurdu. Bunu kabullenip artık o yaşlarda yapabileceğiniz fiziksel şeylerden haz alma ve yapamadıklarınızı da yad etmenizi öneriyordu Cicero.

Seneca ise Cicero ile çok yakın bir görüşteydi. Ona göre önemli olan hayatın kısalığı değil, bu kısa zamanı nasıl yönetmemiz gerektiğiydi. Hayat kısa olduğu için kızmak yerine bize verilen süreden olabildiğince faydalanmamız gerektiğini söylüyordu. Doğru seçimleri yaparsak (ki bu bizim değiştirebileceğimiz şeyler kategorisine giriyor) zamanımızı boş işlere harcamazsak hayatın bir çoğu şeyi yapmak için yeterince uzun olduğunu söylüyordu. Ve kimi insanların tüm enerjisini para peşinde koşarken tüketme, kimilerinin de boş zamanlarını içmek ve sevişmekle geçirme tuzağına düştüğünü söylüyordu.

Şimdi burada biraz duruyoruz. Seneca’nın seçimlerinden bahsederken bunun değiştirebileceğimiz şeyler kategorisine girdiğini belirtmiştim. Stoacıların temel yapısı da buydu. Değiştirmeyeceğiz şeyler hakkında endişelenmemek. Ama değiştirebileceğimiz, müdahale edebileceğimiz şeyler hakkında endişelenmek Stoacılara göre normaldi. İşte Seneca’nın Stoacılara yaptığı katkı da budur bence. Ki ben Stoacıların bahsettiği, duygularımız ve hislerimizden sorumlu olduğumuz ve onları kontrol etmemiz gerektiği hakkındaki düşüncelerin kontrol edebileceğimiz şeyler hakkında da uygulanabileceğini düşünüyorum. Her karar verdiğimizde ve her seçim yaptığımızda, bu verdiğimiz kararların ve yaptığımız seçimlerin her zaman doğru olmayabileceğini ve bunların ters gidebileceği ihtimalini de kabul ederek bunları yapmak gerekir. Yani attığımız her adımın sonuçlarını düşünmeliyiz. Machiavelli ile ilgili yazdığım yazıda belirttiğim o şüphecilik aynen burada da geçerlidir. Zihinsel huzura kavuşmak için, hem kontrol edebildiğimiz hem de edemediğimiz şeyler hakkında her zaman hisilerimizin kontrolünü elden bırakmamız, ölçülü davranmamız, sonuçlarının neler olabileceğini düşünmemiz, içimizdeki o küçük süphecilikle birlikte olumsuz ihtimalleri de düşünmeliyiz. Yoksa yaptığımız her yanlış şeyde, başımıza gelen her kötü şeyde buhrana düşeriz. Ve bu yanlıştır. Hayatımızı mahveden şeylerdir bunlar. Bu tabii ki de zordur. Ancak bunları şıp diye öğrenemeyiz, Seneca bunları anlamak için yaşlanmayı beklemenin çok geç olacağını söylemiştir. Çok da doğrudur. ”Hatalardan ders almak” dediğimiz şey budur. Kontrol edebildiğimiz ya da edemediğimiz her şey hakkında, her yapılan yanlışta ve her olumsuzlukta, ders almadan yine aynı hatayı yapmak, yine aynı hataları tekrarlayıp farklı sonuçlar beklemek yerine, bunlardan ders alınması ve bir sonraki adımların bu tecrübe ile atılması gerekir. Genç olmanız bunu değiştirmez. İşte Cicero’nun yaşlılar bedenleri veya zihinleri onları aldattığında, hızlı bir düşüşe geçmezler demesinin sebebi de budur. Tecrübedir. Her yanlışta biraz daha gelişir ve sağlamlaşırsınız. Ama Seneca illa ki bunun için yaşlılığı beklememiz gerektiğini söyler. Bir yanlıştan sonra oluşan yeni tecrübeli haliniz, diğer yanlış yaptığınız halinizin yaşlısıdır. Bunu böyle de düşünebilirsiniz. Zihin olarak olgun olmaktır bu. Bazı şeyleri anlamak için illa ki yaşlanmayı beklememektir. Beyaz saçlar ve kırışıklıklar, bir yaşlının zamanında hep doğru işler yaptığını göstermez der Seneca. Bir gemiyle denize açılan ve fırtınayla durmadan oradan oraya sürüklenen biri sadece orada bulunmuş olur, yolculuk yapmış olmaz der Seneca. Ve hayat için de aynısının geçerli olduğunu söyler. Kontrolsüz olmanın, en değerli ve anlamlı deneyimler için zaman bulmaksızın olayların akışına kapılmanın, hakiki yaşamdan çok uzak olduğunu söyler. Seneca’ya göre var olmayı değerlileştiren şeyin, (zeki bir biçimde, doğru düzgünce) felsefe ile uğraşmak olduğunu söyler.

Nigel Warburton, Stoacıların temel düşüncelerine bakmanın bir yolunu, Stoacılığı bir tür psikoterapi, hayatlarımızı daha dingin kılacak bir dizi piskolojik teknik olarak düşünmek olduğunu söylemiştir. Ancak buna bedel olarak soğuk, kalpsiz bir insana dönüşebileceğimizi, hatta insanlığımızı bir parça yitirebileceğimizi söyler. Bu kayıtsızlık durumunun bizi bu hale sokabileceğini söyler. Ancak ölçüsünü bilmek önemlidir dediğim gibi. Stoacılar bunu bizim yararımıza düşünmüşlerdir. Onların kayıtsızlığı Pyrrhon kayıtsızlığından farklıdır. Stoacılar düşünceleri ve duyguları yönetmemiz gerektiğini söyler, bizi bir depresyona ya da buhrana sürüklememesi için, zihinsel huzura erişmek için. Onları tamamen köreltmek değil. Ancak herkes bunu yapamaz. Özellikle ”bozukluk” olarak adlandırdığımız, duygu durum bozukluğu ya da bipolar olan insanlar gibi. Eğer bunu başaramadıysak ya da başarmayan bir insan gördüysek, psikologlardan yardım almalı ve alınmasını tavsiye etmeliyiz. Bunu başaramadığı için insanlara kızmamak gerekir. Ki zaten Stoacılık da insanlara bunu bir öneri olarak sunar. Saygılar.

Hakkında tnhnkz1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

şişli escort