Anasayfa / Felsefe / Thomas Hobbes Ve Leviathan

Powered by free wordpress themes

Thomas Hobbes Ve Leviathan

Özet: Thomas Hobbes adı ‘Leviathan” olan bir kitap yazmıştır.
Bu kitapta devleti sorgular. Bir devlet nasıl olmalıdır?
Hobbes’un devlet modeli ”Totaliter” olarak adlandırılan modeldir.
Tabii ki de Hobbes bunu despot bir insan olduğu için söylemiyor.
Bazı gerekçeleri var. Ki zaten tartışılan şeyler de bunlar.

*************************

Yazının Tamamı

Merhaba. Bu yazıda Thomas Hobbes’u ve onun bir eserini inceleyeceğiz.
Thomas Hobbes, İngiltere’nin Commonwealth Dönemi’nin en önemli yazarıdır
bana göre. Thomas Hobbes adı ‘Leviathan” olan bir kitap yazmıştır.
Bu kitapta devleti sorgular. Bir devlet nasıl olmalıdır?
Hobbes’un devlet modeli ”Totaliter” olarak adlandırılan modeldir.
Tabii ki de Hobbes bunu despot bir insan olduğu için söylemiyor.
Bazı gerekçeleri var. Ki zaten tartışılan şeyler de bunlar.
Hobbes, insanın doğuştan kötü bir varlık olduğunu düşünüyordu.
Bu düşüncesi İncil temelli idi. Ki kitabın adı da İncil’deki bir deniz canavarıdır.
İnsanların kötü olduğunu düşündüğünden, kendi başlarına bırakıldığında
güvenliğin sağlanamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden sağlam bir gücün
onları yönetmesi, kontrol etmesi gerektiğini söylüyordu. Tabii ki de bunu
güvenlik ve toplum sağlığı açısından söylüyordu dediğim gibi, baskıcı ve
insanlara eziyet etmeyi seven biri olduğu için değil.

Burada Hobbes’u haklı çıkarmaya çalıştığımı düşünebilirsiniz.
Ama yaptığım şey bu değil. Sadece doğru olan şeyi söylüyorum.
Ki her şeyin artıları ve eksileri vardır. Şimdi konumuza geri dönelim.
Tabii ki de burada özgürlükten bahsedilemez.
Ama can güvenliği için özgürlük feda edilebilir mi?
Ya da Hobbes devletin sadece bu alanda mı baskı uygulaması
gerektiğini söylüyordu? Yani insanların yine düşünce özgürlüğü
olacak, istediklerini söyleyebilecekler ama sadece güvenlik konusunda mı
tedbirli olunacaktı? Ben gerektiği yerde bu gücün kullanılmasına karşı değilim.
Yanlış anlaşılmasın, bu gücün keyfi ve şahsi çıkarlar için kullanılmasından
bahsetmiyorum. Gerektiği yerde, gerektiği ölçüde kullanılmasından bahsediyorum.
Ben de özgürlüğü savunan bir insanım. Ama böyle bir güce gerek olmaması için
toplumun refah, güvenlik ve eğitim seviyesinin yüksek olması gerekir.
Hobbes’un burada kaçırdığı nokta ise tam kendisinin söylediği gibiydi.

İnsan doğuştan kötüdür evet, Hobbes bunu görebilmiştir, ama herkes
Hobbes gibi olur muydu? Bu mükemmel gücü kendi çıkarı için
kullanmak isteyen olamaz mıydı? Sonuçta insan kötü bir varlıktı
herkes bu gücü toplumun refahı ve güvenliği için kullanır mıydı?
Güç arzusu, o güce sahip olma isteği, o dürtü insanı kötü olmaya
itmez miydi? Ki yasaklı olan şey her zaman çekici olan
olmamış mıdır? Yaradalış hikayesinde de bu böyle değil midir? Hobbes bunları söylerken
kendine kaynak aldığı İncil’de bunu nasıl hesaba katamamıştır?
İşte burada eğitim seviyesi hakkında söylediklerime dönüyoruz.
İşlerin yolunda gitmediği bir toplumda totaliter bir yapı kurmak
sorunu çözmez ileri atar. Mutlaka toplum bundan bunalacaktır ve insanlar
kötülük yapmanın her zaman bir yolunu bulacak ya da bulmaya çalışacaktı.
”Kötülük” kavramınınn tamamen yok olmasını beklemek ütopik olur.
Çünkü, dürtülerimizle doğarız, kimse bilinçli bir şekilde doğmaz, içgüdülerimiz
ile hareket ederiz. Kan basıncı yükseldiğinde sağlıklı kararlar veremeyebiliriz.

Ve ne olursa olsun, bir duygunun esiri olmuş birini, ne hapis ne de cehennem korkusu
engelleyebilir. Zira örneklerini görüyoruz. Yani kötülük kavramı sona eremeyeceği
için, en aza indirilmeye çalışılmalıdır. Bu da totaliter olmak gibi geçici bir çözüm
ile değil eğitim gibi temelden başlayan bir çözüm ile mümkündür ancak.
Çünkü totaliter bir sistemde, bu esiri olduğumuz, bizi yanlışlar yapmaya iten
dürtülerimizi kontrol etmeyi öğrenmeyiz. Ama eğitim ile bunu öğreniriz.
Evet bu dürtülerle doğarız ama bu onların esiri olacağımız anlamına gelmez.
Kötü olanlardan bahsediyorum. Kısacası yetiştirildiğimiz ya da yetiştirdiğimiz
gibi oluruz, ona dönüşürüz. Kimsenin etrafını saran dünyaya karşı tepkisiz
kalma gibi bir şansı yoktur. Ve insanların tam edinme çağında onlara bunu öğretirsek
o zaman bu kötülüğü azaltabiliriz. Bitiremeyiz. Ama en aza indirebiliriz.
Ki bunu yapamayan, öfkesini kontrol edemeyen insanlar da psikolojik olarak
desteklenmelidir. Onları ötekileştirmek çare değildir. Yanlışın veya hatanın olduğu yerde
irrasyonellik ya da psikolojik olarak bozukluklar vardır. Bu yüzden insanlar topluma geri kazandırılmaya çalışılmalı, psikolojik ya da desteğin hangi çeşidi gerekiyorsa sağlanmalıdır.
Buna rağmen olmuyorsa eğer işte o zaman totaliter olmak ve toplum için zararlı insanları
toplumdan uzak tutmak gerekir. Hobbes’un devlet modeli kendi kuyruğunu ısıran yılandır.
Ama Hobbes çok önemlidir. Yönetilen ve yönetenler arasında bir ”sözleşme” kavramını
getiren ilk kişidir. Ve bunu sade bir dille yapmamıştır. Alegorik bir şekilde yapmıştır.
Metaforlarla yapmıştır. Devleti ve toplumu bir deniz canavarına benzetip, deniz canavarının
başını devlet gövdesini ise toplum olarak tasvir etmiştir. Edebi olarak da büyük bir değeri vardır.
Hobbes ile ilgili benim vereceğim bilgiler ve yapacağım yorumlar bu kadar. Kendinize iyi bakın.
Saygılar.

Hakkında tnhnkz1

Bir yorum

  1. Elinize sağlık gayet güzel bir yazı olmuş gelecek yazılarınızı takip ediyor olacağım :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir