Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Fizik / Yeni Bir Uzay Resmine İhtiyaç

Powered by free wordpress themes

Yeni Bir Uzay Resmine İhtiyaç

Özet: Buradaki yazım herhangi bir makaleden veya bilimsel araştırmadan alıntı değildir. Bu yazı kendi araştırmalarım ve düşüncelerim sonucunda Newton ile başlayan ve Einstein ile ivme kazanan “o” kavramı yani uzayı yeniden tanımlanabileceğine veya tanımlanması gerektiğine olan inancım hakkındadır.

****************************************************************

Yazının Tamamı

Değerli Okuyucularım;

Fiziğe okul kitaplarındaki satırların da ötesinde bakma imkanı bulabilirseniz, gündelik gerçekliğimizin altında nefes kesen, sınırları zorlayan bir evren resmi ile karşı karşıya olduğumuzu görürsünüz. Bugün evinizde oturduğunuz sırada da, sokakta yürürken de hep “bir şeyin” içindeydiniz. Peki ya o bir şeyi ortadan kaldırırsak geriye ne kalır? İlginçtir ki çoğumuz bu soruya hiç bir şey deriz. Haklı da oluruz. Çevremizdeki en büyük maddelerden en küçük atom altı kuarklara kadar her şeyi kaldırdığımızda geriye boş uzay kalır ve uzak olmayan bir gelecekte öğrendik ki boş uzay aslında hiç bir şey değil.

Çok ayrıntıya girmeden anlatmak gerekirse; modern fiziğin babası olan Newton’a göre uzay sabitti. Zaman ilerledikçe Newton’un “sabit uzay” fikri tespit ettiğimiz bir takım olayları açıklayamadı. Mevcut uzay fotoğrafının yetersiz olduğu anda İsviçre Patent Bürosunda çalışan genç bir fizikçi olan Einstein, uzayın; bükülebildiğini, genişleyebildiğini söyleyerek hayatımıza “hareketli uzay” kavramını soktu.

Burada ona çok şey borçluyuz. Onun sayesinde çok şey öğrendik. Zamanın herkes için aynı hızda akmadığından, zaman adını verdiğimiz olgu içerisinde geçmişe veya geleceğe seyahatin teorinde mümkünlüğünü; çoğumuz için bilimkurgu olan bu kavramların gerçekleşebilmesinin mümkün olabileceğini anladık.

Fakat Einstein’ın da çizdiği uzay modeli bizlere;

  • Dolaşıklık
  • Belirsizlik ve Rastlansallık gibi bir çok konuda net bir cevap sunmuyordu. Evrenin niye belirsizlik üzerine inşa edilmiş ve temelinde henüz sebebi çözülemeyen güçlü bir rastlantısallık olduğunu açıklayamıyor. Öte yandan birbirlerine “hayali bir bağ” ile bağlandığı ihtimalinden öteye gidemeyen bir dolaşık atomları da bünyesinde bulunduruyor..

Fizik sürekli gelişen ve kendini yenilemeye imkan tanıyan eşsiz bir serüvendir. Bugün geldiğimiz nokta için kuramları ya da teorileri doğrulanan ya da çürütülen onlarca ve belki de yüzlerce fizikçiye çok şey borçluyuz ama siz ne dersiniz? Sizin görüşleriniz neler?

Sizce bize son çizilen bu uzay profilinin de mi değişim zamanı geldi yoksa hala bize sunulan son resimde göremediğimiz bir şeyler mi oluyor?

2017 Ocağından beri bu konu üzerinde tartıştığım ve çözüm ürettiğim onca zamanım oldu. En azından şimdilik kendi bakış açımı tatmin edecek ciddi bir açıklama noktasına geldim. Düşüncelerimi ileriki yazılarımda paylaşacağım ama bu sırada sizin görüşlerinizi de dinlemek için sabırsızlanıyorum.

Saygılarımla…

.

Hakkında ozansah14

İlgili Gönderi

Peki Ya Canlılık Farklıysa

Özet: İnsanların uzayda canlı varlıklar ararken belki de uzaydaki canlıları fark etmemeleri. ***************** Yazının Tamamı …

Bir yorum

  1. Merhaba Ozan,

    Kuantum Mekaniği ile Relativiteyi birleştirmek fizikteki kutsal kase’dir.

    Bilirsin ikisi de diğerini yok sayar. Kuantum hesapları yapılırken uzay düz kabul edilir.

    Zor bir hedef seçmişsin. Kolay gelsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

zzsdc