Powered by free wordpress themes

kayseri escort samsun escort bodrum escort ankara escort ankara escort eskişehir escort porno izle izmir escort antalya escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort
Anasayfa / Astronomi / Yıldızlararası Asteoritler

Powered by free wordpress themes

Yıldızlararası Asteoritler

Özet: Yıldızlararası asteroitler, sadece güneş sistemimize girdiklerinde gözlemlenebilir ve şu ana kadar sistem dışından gelmiş bir asteroite dair kusursuz bir kanıt elde edilememiştir.

**********************************************

Yazının Tamamı

Asteroitler muhteşemler; küçük olmalarına rağmen her yerdeler! Güneş sisteminin her yerindeler ve mantıken dış uzayda da olmalılar. Sadece asteroit kuşaklarında değil, yıldız dolaylarında ve iki yıldız arasında da bulunabilirler, ancak yıldızlararası boşlukta bulunmaları zordur.

Peki, Güneş Sistemi’nden ayrılmış ve yıldızlararası yolculuğa çıkmış bir asteroit olabilir mi?

 

Fotoğraf 1NASA/JPL-Caltech/JAXA/ESA

TUM (Münih Teknik Üniversitesi)’dan Toni Engelhardt ve öğrenci takımı, bunun olup olamayacağını, eğer oluyorsa ne kadar sık gerçekleştiğini ve bundan neler çıkarabileceğimizi öğrenmek amacıyla “Kuyruklu yıldız ve asteroitlerin gözlemsel üst limiti yoğunluk sayısı” başlığı altında bir çalışma başlattılar.

Bu konuda akla takılan ilk soru, neden asteroitlerin yıldızlararası boşlukta dolaşacaklarıdır. Şimdi, eğer diğer gezegen sistemleri bizim kendi sistemimizden bildiğimizden farklı oluşmuyorsa, yapılarında da büyük farklılıklar olmaması beklenir. Asteroitler, her şeyin başında genç bir yıldızın etrafındaki kökensel gaz ve toz bulutları içerisinde kümeleşen, sayısız, küçüklü büyüklü buz, metal ve kayaçlardan oluşur. Bu parçalar da birleşerek gezegenleri oluşturur; ancak arta her zaman bir şeyler kalır. İşte biz bu “yapı molozlarına” “asteroitler” ya da “kuyruklu yıldız” adını veririz. Ancak arta kalan her şey, asıl (ilk) yerine kalmaz. Bir gezegen sisteminin kaotik varoluş zamanlarındaki kütle çekimsel etkileşimler, çok sayıdaki şeyin gezegen sisteminden savrulmasına sebep olur. Bu bütün gezegenlerde oluyorken, asteroitlerin de başına aynı şeyin gelmemesi için hiçbir sebep yoktur; bu da, yıldızlararası asteroitlerin araştırılmasının bu kadar ilgi çekici olmasının sebebidir. Bu konudaki buluntularımızdan (veya bulamadıklarımızdan) çıkarıyoruz ki, bizim yıldız sistemimizin oluşmasıyla sonuçlanan süreç, diğer yıldızlarınkiyle aynıdır.

Peki, yıldızlararası asteroitler nasıl bulunur? Kısa cevap: “Zor!”. Asteroitler yıldızlararası boşlukta bulundukça onları keşfetmek, kendileri ışık kaynağı olmadıkları için ve yeterli büyüklükte olmadıklarından yani (zaten neredeyse hiç bulunmayan) Güneş ışığını yansıtmak için fazla küçük oldukları sebebiyle imkânsıza yakındır. Gözlem için, sadece güneş sistemimizi ziyaret ettiklerinde şansımız olabilir. Bu ise olağandır ve olduğunda, yıldızlararası yolculuk eden asteroitlerin yol güzergâhları keşfedilebilir. Bu ilerleyiş güzergâhları ise sistemimizde dolaşan asteroitlerinki gibi elips şeklinde değillerdir, aksine hiperboliklerdir. Güzergâhlarını bilmek de bize yeni bilgiler katabilir: yıldızlararası asteroitler mümkün olan her doğrultudan gelir, güneş sistemimizdeki asteroitler de aşağı yukarı aynı düzeyde hareket ederler (gezegenlerle olan kütle çekimsel etkileşimin burada da güzergâha güçlü etkisi olmasına rağmen). Asteroitler, Güneş’in kütle çekim kuvveti altında (yolculuğa) “başlatılınca”, doğal olarak eliptik yörüngeleri olur.

Yıldızlararası asteroitlerin kimliğini belirlemek zordur. Şu ana kadar, böyle bir asteroite dair kusursuz bir kanıt elde edilememiştir. Bu kimliğe uyan en alakalı cisim, 1986 yılında keşfedilen “Comet 96P/Machholz 1” asteroitidir. Bu asteroitin yıldızlararası boşluktan geldiği tahmin edilmektedir. Asteroitin eksantritesi ve istikamet eğimi yüksek, kimyasal terkibi ise güneş sistemimiz için alışılmıştan farklıydı.

Fotoğraf 2Machholz Kuyruklu Yıldızı (Kaynak: NASA, kamusal alan)

Engelhardt ve öğrencileri, konuyu teorik olarak ele aldılar. Uygun bir asteroit topluluğunu, bir bilgisayar simülasyonunda güneş sisteminin kıyısına koydular ve istikametlerinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini gözlemlediler. Bazıları çok uzakta kaldı, bazıları sistemin içerisine doğru farklı noktalara ilerlediler ve bazıları ise iç güneş sistemine doğru hızla yola koyuldular. Deney sonucunda belki de asteroitlerin yörüngeleri elde edilebilirdi, ancak bu kısıtlı bir çıkarımı olurdu; çünkü bu pek de yararlı bir bilgi olmazdı. Ardından, astronomların son yıllarda bir gökyüzü tetkiki ile gözlemlemiş olabilecekleri asteroitler ikinci bir aşama olarak simüle ettiler. Farklı nedenlerle ve çok farklı araçlarla gökyüzünün incelenmesi ve araştırılması, çok sayıda asteroitin keşfedilmesine vesile oldu. Engelhardt ve öğrencileri Pan -STARRS1, Mount Lemmon ve Catalina gözlemevlerini kullandılar. Ancak bu üç gözlemevinin hiçbiri, bir yıldızlararası asteroiti gözlemlemek için yeterli bir aday olamadı (ancak bu hiç olmayacağı anlamına gelmez; eğer bir asteroit fazla küçükse, çok uzaksa veya istikameti gözlemlenemeyecek gibiyse, hiç kimsenin gözüne çarpmamış olması gayet olağandır).

Simülasyondan çıkan bilgilerle ve gözlemlerin bilinen parametreleriyle, güneş sistemi içerisinde asgari kaç tane yıldızlararası asteroit olabileceği Engelhardt ve ekibi tarafından hesaplandı. Astronomların karar kıldığı üst sınır 1 astronomik birim küpte 0,00014 Asteroit (Astronomik birim = 150 milyon kilometre). Bu sayı gerçekten az ve beklenilenin çok altındaydı. Eğer diğer gezegen sistemleri, güneş sisteminden tahmin ettiğimiz gibi bizimkini az da olsun andırıyorsa, asteroitleri aynı şekilde oluşuyorsa ve yine aynı şekilde yıldızlararası boşluğa savruluyorsa, şimdiye kadar çok fazla yıldızlararası asteroit bulmuş olmalıydık!

Ya da belki de asteroitler, -doğal olarak- bir simülasyonda hareket etmiyorlar. Hangi maddeden oluştuklarına bağlı olarak (örn. buz oranı) daha parlak veya sönük olabiliyorlar ve keşfedilme şansları buna da bağlı. Simülasyonlarda öngördüğümüz istikametlerde ilerlemiyor olabilirler. Bir objenin güneş sistemi dışından gelip gelmediğini bilmek için, geliş yolunun şüphesiz bilinme zorunluluğu var; bu da sadece basit bir keşif değil, yeterli miktarda gözlemler gerektirir. Ancak bu genellikle öyle kolayca yapılmaz -işte bu yüzden dışarıda çok sayıda asteroit olduğunu söyleyebiliriz! Engelhardt ve ekibine göre, sistem dışından gelmiş, gözlemlenebilir ve görünebilir bir asteroitin var olma olasılığı %35.

Çeviren: Agnus Dei

Orijinal yazar: Florian Freistetter

Orijinal metin: http://scienceblogs.de/astrodicticum-simplex/2017/04/18/gibt-es-interstellare-asteroiden-im-sonnensystem/

Hakkında Barış Bayraktar

ECA Elginkan Anadolu Lisesi öğrencisi. Bilim aşığı.
Bloglarım:
https://barisbayraktarscience.wordpress.com/
https://sbayraktar1.wordpress.com/
https://inanlmaztarih.wordpress.com/
https://kitapsevgisibiliminveedebiyatinzaferi.wordpress.com/

İlgili Gönderi

Meteor, Finlandiya’da Geceyi Gündüz Yaptı!

Atmosferde yanan kozmik objeler hiç de nadir değillerdir ve etkileyicidirler: yeter ki haddinden fazla büyümesinler… …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

şişli escort